Kpss Tarih Tüm Konular Ders Notları2

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Kpss Tarih

751 TALAS SAVAŞI: Türkistan'da hakimiyet kurmak için fırsat gözleyen Çin, 747 yılında büyük bir ordu ile Batı'ya doğru ilerlemeye başlamıştır. Ancak Çin'i sert tutumu ve bilhassa Taşkent beyi Bagatur Tudun'un öldürülmesi Türkleri Abbasilerin Horasan valisi Ebû Müslim'den yardım istemeğe sevketti. Ebû Müslim yardım teklifini derhal kabûl ederek Ziyad b. Salih kumandasında bir orduyu Çin kuvvetlerine karşı gönderdi. Karluk, yağma ve çiğil Türkleri-Müslüman müttefik kuvvetleri 751 yılında Talas suyu kenarında bugünkü Alma-ata yakınında Çin kuvvetleri ile karşılaştı. Temmuz 751'de beş gün devam eden çetin savaşta Çinliler ağır kayıplar vererek savaş meydanını terkettiler. Orta asyanın çin kontrolüne geçmesi engellenmiştir.Talas Savaşı Türk-Müslüman münasebetlerinde bir dönüm noktasıdır. Bu savaşla, yıllardan beri devam eden savaşlar yerini sulh devresine terketmiştir. Başta karluklar (karahanlılar) olmak üzere Türklerin islamiyeti kabul ettiği savaştır.
TÜRKLERIN ISLAMA HIZMETLERI: Türkler, Islamı dünya dini yapmışlardır. Türk komutanları arap devletlerindeki yöneticilik anlayışlarını geliştirdi. Haçlılarla mücadele edilerek islamın zarar görmesi engellendi. ¦
Karahanlılar (ilek =ilig)  (840 - 1212) :Merkez Balasagun olmak üzere, 840 yılında Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından kuruldu.  Başkenti Balasagundur. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Bilge Kül Kadir Han'dır.  Samanoğullarını yıkarak maveraün nehiri almışlardır. 920 yılında Abdülkerim Saltuk Buğra Han zamanında Islamiyet'i kabul ettiler. Karahanlılar, Islamiyet'i resmi dini olarak ilk kez kabul eden Türk devletidir. Bu devlet Türk kültürü ile Islam değelerinin sentezini yapmıştır. Türkler'in yaşadığı topraklar üzerinde kurulan bir devlet olduğu için Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler. Türklük özellikleri devam ettirdiler. 1042 yılında, Doğu Karahanlılar (karahitaylar)  ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrıldılar. Sultan sencer zamanında büyük Selçuklu devletine katıldı.
Kaşgarlı Mahmut; XI. yüzyılda yaşayan Türk dil bilginidir. Divan-ı Lügati't-Türk adlı eseriyle ünlüdür. Karahanlılar soyundandır. 1072 yılında yazmaya başladığı eserini 1074'te tamamlayarak Bağdat'ta Abbasi halifesi El-Muktedi Billah'a sunmuştu.Kaşgarlı, eserini Araplara kabul ettirmek için iki yerde; Peygamberin iki hadisini zikreder ki, şunlardır:
Yüce Tanrı: Benim bir ordum vardır ki onlara Türk adını verdim. Onları doğuda birleştirdim. Bir millete kızarsam cezalandırmak görevini onlara veririm... buyurmuştur. Yüce Tanrı: Türkçe öğreniniz, çünkü Türkçe'nin uzun bir saltanatı vardır... diye buyurur. Divanü Lügati't-Türk dünyanın her yanında, Türkoloji ilmiyle uğraşan pek çok bilgin için paha biçilmez bir kaynak olmuştur. Üzerinde şimdiye kadar yerli, yabancı, uzmanlar çok çeşitli incelemeler yapmışlardır.
Gazneliler (963 - 1187) : Merkez Gazne olmak üzere,  Samanoğullarından Herat Valisi  Alp Tekin tarafından tarafından 963 yılında kuruldu. Pencap'ta harzem ve horasan'a kadar olan bölgede kurulmuş Türk devletidir. Alp tekinin yerine geçen sebük tekin, Toharistan ve Gur'u aldı. Gazneliler, en parlak devrini, ünlü hükümdarları Gazneli Mahmut zamanında yaşadı. Kuzey Hindistanı hakimiyetine aldı. Abbasileri şii tehlikesinden korudu. Gazneli Mahmut , Islamiyet'in koruuculuğunu yapan ilk Türk hükümdarı olmuştur. Bu yüzden Abbasi halifesi kendisine "Sultan" ünvanını vermiştir. Gazneli Mahmut, Hindistan'a toplam 17 sefer düzenledi. Bu seferler sonucu Islamiyet, Hindistan'da yayıldı. Bu durum ileride, bölgede kurulacak Türk-Islam Devletleri için temel teşkil etti. Gazneliler döneminde ilk kez Iran topraklarına yerleşildi. 1040 tarihinde Gazneliler, Dandanakan Savaşı ile Büyük Selçuklulara yenildi. Gazneliler, 1187 yılında Gurluların isyanı sonunda yıkıldı.  Islamiyeti Hindistan, Pakistan ve afganistana yerleştirdiler. Resmi dil, ilim dili Arapça, edebiyat Farsça, ordu halk Türkçe kullanıyordu. Gazneliler fars ve arap kültürünü benimsemişlerdir.
Tulunoğulları (868-905) : Mısır'da Abbasi halifesine bağlı olarak, Ahmet bin Tulun tarafından 868 yılında kuruldu. Tolunoğlu Ahmet, Abbasiler döneminde Mı¬sır'a vali olarak atandı. Bir süre sonra bağımsızlığını ilan etti (868).Fustat(Kahire)'ı kurarak başkent yaptı. Maliyede düzenlemeler yapmıştır.  Filistin, Suriye ve Kuzey Irak hakimiyet altına alındı. Oğulları zamanında devlet, eski gücünü kaybetti. Abbasiler, Mısır'ı ele geçirerek Tolunoğulları Devleti'ne son verdiler (905). Mısır'da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir. Suriye topraklarını ele geçirerek, Orta Doğu bölgesine egemen olan ilk Türk devletidir. Tulunoğulları 905 yılında Abbasiler tarafından yıkıldı.
Ihşitler (Akşitler) (935-969) : Mısır'da kurulan ikinci Türk devletidir. Türkistan'ın Fergane Bölgesi'nden boy beyi olan Toğaç, Abbasi Devleti'nin hizmetine girdi. Oğlu Mehmet, Mısır'a vali olarak atandı. Bir süre sonra bağımsızlığını ilan etti (935). Suriye ve Hicaz bölgesini ele geçirdi. Oğulları döneminde iç karışıklıklar başladı. Fatımiler, Mısır'ı işgal ederek bu devlete son verdiler (969).  Mısır'da, Muhammed bin Toguç tarafından 935 yılında kuruldu. Akşidler, Suriye ve Mekke, Medine'yi (Müslümanlar için kutsal yerleri almışlardır)  Hicaz bölgesini ele geçiren ilk Türk devletidir. Akşidler, 969 yılında Fatimiler tarafından yıkıldı.

Büyük Selçuklular    ( 1040 - 1157 )
Selçukluların Kökeni :Selçuklular Oğuzların Kınık Boyu'na mensuptur. Boyun başı olan Dukak Bey'in ölümü üzerine boyun başına Selçuk Bey (ordu komutanı)  geçti. Kınık Boyu'nun Oğuz hükümdarı ile arası açılınca Cend Bölgesine göç etti ve Islamiyet ile tanıştı. Samanoğularından Nur(nurata) Kentini aldı. Karahanlılara karşı Saman oğullarına yardım etti. Saman oğulları hükümdarı bu yardıma karşılık Buhara ve Semerkant arasını yurt olarak verdi. Selçuk Bey'in ölümü üzerine Selçukluların başına Aslan Bey, yabgu oldu (1009).
Aslan bey sınırlarını buharaya kadar genişletti. Gazneli Mahmut sultan, Aslan bey'i tutuklattı. Aslan bey 7 sene sonra öldü. Kınık Boyu'nun başına daha sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti.
1-Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi : Tuğrul Bey , Nişapur'da devlet düzenini kurduktan sonra seferlere başladı. Rey'in alınması ile hükümet mer¬kezi Nişapur'dan Rey'e taşındı. Doğuda Tabaristan ve Gürcan bölgeleri ele geçirildi. Iran'ın tamamı fethedildi. Anadolu'ya akınlar düzenlenmeye başlandı.  Çağrı bey, 1038'de van civarındaki vaspuragan ve Ani krallığı ordularını yendi.
Oğuzlar, Horasan'a girmeye başladılar. Gazne sultanı Mesut, Büyük bir ordu ile Horasan'a girdi. Dandanakan Savaşı, Selçukluların üstünlüğü ile sona erdi (1040). Selçuklu devleti bu zaferle imparatorluk oldu. Dandanakan Savaşı'ndan sonra Tuğrul Bey , sultan unvanı ile devletin başına getirildi. Çağrı bey belh'i ele geçirdi. Tuğrul bey Abbasilerin yıkılmasını önledi. Abbasi halifesi Tuğrul Beyi doğunun ve batının sultanı ilan etti. 1048 yılında Pasinler savaşında Bizansı, Kutalmış ve Ibrahim Yınal yendi. Van gölünden Trabzon'a kadar olan topraklar Selçuklular'a geçti.  Abbas halifesinin yardım istemesi üzerine, 1051'de Bağdat'a girdi. Bu devlet Iran kültürü üzerine kurulmuştur. Gulam, halkı yakınlaştırmak ve yönetimi kolaylaştırmak için getirilen askeri sistemdir. Benzerini Abbasiler köleman olarak uygulamışlardı. Yeniçeri ocağı bu sistemin benzeri olarak Osmanlı devletinde uygulanmıştır. Kafkasyada Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan fethedildi.
Merv Valisi sultan Alparslan sultanlığını ilan etti. Iranlı Nizam'ül mülk vezirliğe getirildi. Nizamül mülk devlet, ordu, maliye ve eğitimi sağlam temeller üzerine kurdu. Bu sistemler daha sonra Türk devletleri tarafından alınarak geliştirilmiştir. Nizamül mülk Bağdat'ta ki nizamiye medresesini geliştirdi. Ilk Selçuklu medresesi Tuğrul bey zamanında Nişabur da kuruldu. Alparslan oğlu Melikşahla Azerbaycan, Erivan harizm bölgelerini alarak Anadolu'nun fetihlerine devam etti.
2-Alp Arslan Dönemi : Bizans Imparatorluğu'na bağlı olan Kars'ı Ermeniler'den aldı. Malazgirt'te karşılaşan iki ordu arasında, 1071 yılında çıkan savaşta Bizanslılar yenildi. Böylece Bizans Imparatorluğu'nun Islam dünyası üzerindeki olumsuz baskısı sona erdi. Bu savaştan sonra Anadolu'ya Türk yerleşimi hızlandı, Anadolu Türk Beylikleri kurulmaya başladı. Ticaret yolları Türklere geçti. Haçlı seferlerinin başlamasına neden olmuştur. Alparslan 1072'de öldü.
3-Sultan Melikşah Dönemi :Iran asıllı vezir Nizamülmülk devlet yönetiminde ona yardım etti. Alp Arslan döneminde başlayan Anadolu ve Suriye'nin fethini tamamladı. Melikşah zamanında büyük Selçuklu devleti en geniş sınırlarına ulaştı. Başkent Isfahandı. Sınırları doğuda Türkistan, kuzeyde Kafkasya, batıda eğe denizi, güneyde yemene kadar uzanmıştır.Bu dönemde, ilk defa divan teşkilatı kuruldu, ikta sistemi uygulandı. Vezir Nizamülmülk "Siyasetname" adlı eseri yazdı. Dönemin sonlarına doğru "Batınilik" mezhebi ortaya çıktı. Batiniler, 1092 tarihinde ilk önce Nizamülmülk'ü daha sonra da Melikşah'ı öldürdü. Taht kavgalarından Sultan Sencer üstün çıktı.
4-Sultan Sencer Dönemi :1118'de tahta geçti ve iç karışıklıklara rağmen devlete eski gücünü kazandırmaya çalıştı. Iki tehlike vardı. Suriye ve Anadoluya saldıran Haçlılar ile doğudan gelen Karahitaylar. Karahitaylarla 1141'katvan savaşını kaybedince oğuz boyları isyanıyla Selçuklu dağıldı. 1157 yılında Sultan Sencer'in ölmesi üzerine Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı.
Büyük Selçuklu devletinin yıkılmasının önemli nedenleri : Önemli mevkilere iran kültürlü kişilerin atanması, Batınilerin yıkıcı çalışmaları, Abbasilerin siyasi güç edinmek için hanedanları kışkırtması, Atabey (Osmanlıda lala) bağımsızlık ayaklanmaları, Haçlı seferleri ve katvan savaşı. Büyük Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra kurulan devletlerden; ırak ve horasan, kirman, Suriye Selçukluları aynı yüzyıl, Anadolu Selçukluları devleti 14.YY'da yıkıldı.
ATABEYLIKLER: Gönderildikleri bölgelerde, devlete bağlı  kalmak şartıyla kendi idaresini kuran bu kişiler, Melikşah'ın ölümünden sonra (1092) bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Bu dönemde ülke dörde  bölünmüştür: Irak ve Horasan,  Kirman, Suriye ve Anadolu.
Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194):  Irak ve Horasan  Selçuklu Devleti'nin merkezi durumundaydı. Sultan Mehmet Tapar'dan sonra Selçuklu tahtına geçen oğlu Mahmut  tahta geçtiği sırada  amcası Sencer Horasan meliki idi. Sencer Mahmut'u tahttan indirdi ve himayesine aldı. Mahmud, merkezi Hemedan olan Irak Selçuklu Devleti sultanlığına getirilirken, Sencer büyük sultan sıfatıyla Horasan'daki Merv'de tahta oturdu.(1119) Irak Selçukluları, Azerbaycan'dan Fars bölgesine, Horasan Selçukluları ise Maveraünnehir' den Afganistan'a kadar uzanan bölgeleri içinde barındırmaktaydı. Irak Selçuklularının son sultanı III. Tuğrul devrinde yönetim aslında atabeylerin  eline geçmişti. Sultan Tuğrul'un HarezEmşah Tekiş'e yenilmesiyle Irak Selçuklularının toprakları Harzemşahlara geçti (1194).
Kirman Selçukluları ( 1092-1187): Çağrı Bey'in  oğlu Kavurd , Selçukluların Kirman kolunun başı idi. Iran'ın güneyinde yer alan Kirman'dan başka Fars,  Hürmüz ve Umman'ı da zapt etmişti. Birkaç kez isyan eden Kavurd Sultan Melikşah tarafından boğdurulmuştu. Yerine geçen oğulları Selçuklulara bağlı kaldılar. Bir ara Gurlular'ın hakimiyetine giren Kirman Selçuklularına Oğuz Başbuğu Dinar tarafından son verilmiştir (1187).
Suriye Selçukluları ( 1092-1117): 1077 yılından beri Suriye Selçuklu meliki olan Tutuş, kendini sultan ilan ederek, Berkyaruk'un üzerine yürümüş, fakat yenilmişti (1095). Oğullarından Rıdvan Halep'te, ve Dokak Şam'da hakimiyetlerini ilan ettiler. Halep hakimi Rıdvan Haçlılarla mücadele etti. Bir ara sınırlarını Güney Anadolu'ya kadar genişletti. 1117'ye gelindiğinde her iki bölgede de hakimiyet, atabeylerin eline geçmişti.
Türkiye Selçukluları (1075-1308): Türkiye Selçukluları kolu, Arslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış'ın neslindendir.  Kutalmış'ın  oğlu Süleyman Şah  1075'te Iznik'i almış ve oğlu I. Kılıçarslan burada hükümdarlığını ilan  etmiştir (1092). Daha sonraları Konya başkent olmuştur. Türkiye Selçukluları Ilhanlılar tarafından ortadan kaldırılmıştır (1308).
Atabeylikler:Ülke idaresini öğrenmek  için çeşitli bölgelere gönderilen şehzadeleri eğitmek  ve onlara vekillik etmekle görevlendirilen tecrübeli komutanlara atabey denilmektedir. Atabeyler Selçuklu Devleti'nin zayıfladığı  zamanlarda bölgedeki gücünü ve nüfuzunu artırarak, idareyi tamamen ellerine geçirmişlerdir. Böylece atabeylik adı verilen sülaleler ortaya çıkmıştır. Büyük  Selçuklular zamanında ortaya çıkan atabeylikler şunlardır:
Salgurlular  (SALGUROÄžULLARI) (1147-1284): Oğuzların  Salgur (Salur) boyundan  Atabey Sungur tarafından kurulmuştur. Güney Iran'daki Fars bölgesinde kurulduğu için Fars Atabeyliği olarak da bilinir. Merkezi  Şiraz idi. Ilhanlıların hakimiyetinden sonra 1284'te sülale  sona ermiştir.
Ildenizoğulları (1146-1225):Ildenizliler veya  Azerbaycan Atabeyliği de denir. Kıpçak Türklerinden Şemseddin Il-deniz'in kurduğu Atabeyliğin merkezi Tebriz idi. Zamanla çok güçlenen ildenizliler, Azerbaycan'dan başka bütün Irak'a, Hemedan  ve Isfahan'a da hakim oldular. Celalettin Harzemşah 1225'de Tebriz'i ele geçirince  bu atabeylik sona ermiş oldu.
Beg-Teginoğulları (1146 -1232):  Musul Atabeyi Zengi'nin valilerinden Beg-tegin oğlu Zeyneddin Ali Küçük tarafından kurulmuştur. Merkezi Erbil olup, Şehr-i Zor, Hakkari, Sincar ve Harran atabeyliğin sınırları içerisindeydi. Ülkeyi 44 yıl  başarıyla yöneten Kök-Böri, Anadolu  Selçuklularına bağlıydı. Ölünce, vasiyeti gereği Erbil Abbasi halifeliğine verildi (1225).
Böriler (BÖRÜOÄžULLARI)  (Şam Atabeyliği) (1128-1154): Suriye Selçukluları'nın Şam kolu, Atabey Tuğtekin tarafından yönetiliyordu. Oğlu Tacü'l-mülk Böri babasının ölümü üzerine  idareyi ele  aldı. Pek güçlü olmayan  bu atabeylik, Zengi Atabeyi Nureddin Mahmut tarafından ortadan kaldırıldı  (1154).
Zengiler (ZENGINOÄžULLARI)  (1127-1259): Melikşah'ın Halep Valisi  Ak-Sungur'un oğlu Imadeddin Zengi'nin Musul valiliğine getirilmesiyle kuruldu (1127). Haçlılara karşı verdikleri mücadelelerle öne çıkmışlardır. Imadeddin Zengi, Haçlılardan Urfa'yı alınca Avrupalılar II. Haçlı Seferi'ni düzenlemişlerdir (1137). Zengi'nin ölümünden sonra atabeylik  Musul ve Halep olmak üzere iki kola ayrıldı (1146). Halep'teki oğlu Nureddin Mahmut haçlı kontluklarına karşı başarılı mücadeleler verdi. Şam'daki Börileri kendine bağladı. Haçlılarla iş birliği yapan Mısır Fatımi Devleti'ni ortadan kaldırdı (1171). Nureddin Mahmut ölünce atabeylik Eyyûbi  ailesine intikal etti (1174). Nihayet 1259'da  Ilhanlılar atabeyliğin tamamını işgal ettiler.
Alparslan'ın komutanlarının Anadoluda fethettikleri yerlerde, genellikle kendi isimleriyle kurdukları beyliklerdir. Bunlar: Saltuklular, mengücekliler, Danişmentliler, Artuklular. Anadolu'da kurulan Ilk Türk Devleti Atabeylikler'dir.
Malazgirt Zaferi'nden sonra yapılan anlaşmaya Bizans'ın yeni yönetimi uymayınca, Sultan Alp Arslan komutanlarına Anadolu'nun tamamen fethedilmesi emrini vermişti. Alp Arslan'ın yerine geçen Melikşah zamanında da bu fetih hareketleri devam ettirildi. Kutalmışoğlu  Süleymanşah ve kardeşi Mansur gibi hanedan üyeleri ile Artuk Bey, Tutak, Danişment  Gazi, Mengücek, Ebulkasım gibi komutanlar emrindeki Türkmenlerle Anadolu içlerine akınlar düzenlediler. Anadolu'nun fatihi olan bu değerli komutanlar veya oğulları hakim oldukları bölgelerde  kendi devletlerini kurdular.Bu devletler, Anadolu'da kurulan ilk Türk devletleridir. Melikşah'ın ölümünden sonra (1092) bu Türkmen beylikleri daha bağımsız hareket etmişlerse de çoğu siyasi bakımdan Irak Selçuklularına bağlıydılar. Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli rol oynayan ilk Türk devletleri, genellikle küçük, mahalli devletlerdi. Ancak Saltuklular, Danişmentliler, Mengücekler  ve Artuklular diğerlerinden daha güçlü idi. Zamanla Türkiye (Anadolu) Selçukluları,  bu devletler üzerinde hakimiyetini kurarak, Anadolu'da Türk birliğini sağlamıştır.
DANIŞMENTLILER (1080-1175): Sivas  merkez olmak üzere Tokat, Niksar, Amasya  ve Kayseri civarında kurulmuştur. Devletin kurucusu Melikşah'ın  komutanlarından Danişment Gümüştekin Gazi Ahmed Bey'dir. Rivayete göre Türkmenlere öğretmenlik yaptığı için Danişmend Gazi diye anılan  Ahmed Bey,Türkiye Selçukluları Sultanı Süleymanşah'ın ölümüyle nüfuzunu daha da artırdı. Ankara, Kastamonu, Çankırı'yı ele geçirdi. I.Kılıçarslan ile beraber Haçlılara  karşı savaştı ve Antakya Haçlı Prensi Bohemond'u esir ederek Malatya'yı ele geçirdi. Yerine geçen oğlu Gazi Bey zamanında devlet en güçlü devrini yaşamıştır (1104).  
Öyle ki Türkiye Selçukluları  ve Bizans'ın iç işlerine müdahale eder oldular. Gazi Bey, Haçlılardan Konya'nın geri alınmasına (1116) ve taht mücadelesinde desteklediği I.Mesud'un burada sultan ilan edilmesine yardım etti. Danişmentliler, her zaman Haçlılara ve Bizans'a karşı başarılar kazanmışlar ve fethettikleri toprakların Türkleşmesini sağlamışlardı. Bu sebeple Türkiye Selçukluları, Türkler arasında itibarı çok fazla olan Danişmentlileri en büyük rakipleri olarak görmüşlerdir. Nitekim taht mücadelelerinden faydalanan II.Kılıçarslan, Danişmentli şehirlerini ele geçirerek bu devlete son vermiştir (1178).
SALTUKLULAR (1071-1202): Beyliğin merkezi olan Erzurum ve civarı, Alp Arslan'ın komutanlarından Ebûlkasım Saltuk tarafından fethedilmişti . Oğlu Ali Bey ise  devletin asıl kurucusu sayılır. Ali Bey'in oğlu Izzettin Saltuk zamanında Saltuklular en güçlü dönemlerini  yaşamışlardır (1132-1174).  Bayburt, Kars, Oltu, Ispir, Tercan ve Trabzon havalisi  beyliğe dahil edilmiştir. Izzettin Saltuk, bölgedeki diğer Türk beyleri ile iş birliği yaparak Gürcülere karşı başarılı savaşlar yaptı. Ayrıca Trabzon Rumlarıyla da mücadele etti. Gürcüler üzerine sefere çıkan Türkiye Selçukluları hükümdarı II.Rüknettin Süleyman Şah, Saltuklu Beyi Melikşah'tan Erzurum'u alarak bu devlete son vermiştir (1202).
MENGÜCEKLILER(1072-1228):Alp Arslan'ın komutanlarından emir Mengücek, Erzincan ve Kemah çevresini fethederek bu devletin temelini atmıştır. Beylik hakkındaki ilk bilgiler oğlu  Ishak zamanında başlar (1118-1142). Danişmentlilerin hakimiyetini tanıyan Ishak'ın ölümünden sonra devlet iki kola ayrıldı (1142). Oğullarından Davud Erzincan ve Kemah'a; Süleyman ise Divriği'ye hakim oldu.
a- Erzincan-Kemah Kolu; Şebinkarahisar'ı da içine alan bu kol, Alaaddin Keykubad tarafından  ortadan kaldırıldı (1228).
b- Divriği Kolu: Bu kol  hakkında fazla bir bilgi olmamakla birlikte, 1250 yılına  kadar Selçuklu hakimiyeti altında varlığını sürdürdüğü bilinmektedir.Mengücekler  zamanında özellikle Erzincan ve Divriği birer kültür ve ticaret merkezi durumuna gelmiştir.
ARTUKLULAR(1102-1409) Devlet adını Oğuzların Döğer boyundan Eksük-oğlu Artuk Bey'den alır. Anadolu'nun fatihlerinden olan Artuk Bey, hizmetlerinden dolayı Suriye Meliki Tutuş tarafından Kudüs valiliğine getirilmişti. Ancak Kudüs'ün Fatımilerin eline geçmesi üzerine (1098) Artuk'un oğulları Sökmen ve Il-Gazi burada tutunamadılar. Suriye'nin kuzeyi ve Güneydoğu Anadolu bölgesine geldiler. Selçuklular tarafından kendilerine verilen bölgede, üç kol halinde, Artuklu devletini kurdular. Hasankeyf-Amid (Diyarbakır)
Artuklu Kolu (1101- 1231): Artuk  Bey'in oğlu Sökmen  tarafından Hasankeyf'te  (Hısn-ı Keyfa) kuruldu. Nurettin Mehmet zamanında, Selahaddin Eyyubi'nin de yardımıyla Diyarbakır (Amid) ele geçirildi (1183) ve  burası Artukluların merkezi oldu. Eyyubiler Hasankeyf ve Amid'i ele geçirerek bu kola son verdiler (1231).
Sökmen ve oğulları Haçlılar'a karşı  mücadeleleriyle ün kazandılar. Nitekim Sökmen, Türkmen  liderlerinden Çökürmüş ile birlikte, Urfa Haçlı Kontu II.Boudain'i esir  etmeyi başarmıştır.Artuklular zamanında Diyarbakır ve çevresi Türk kültürünün en önemli merkezi haline gelmişti.Mardin Artuklu Kolu (1108-1409):Artuklu şubeleri içerisinde en güçlü ve uzun ömürlü kolu oluşturur . Artuk Bey' in diğer oğlu Il-Gazi tarafından Mardin'de kurulmuştur(1108). Il-Gazi Halep halkının isteği üzerine Halep'e girmiş ve oğlu Temurtaş'ı burada bırakmıştır. Oğlu Temur- taş, Il-Gazi gibi bölgedeki Haçlılarla mücadele etmiş; 1144'de Urfa'yı Haçlılardan  alması Islam dünyasında  sevinçle karşılanmıştır.Güçlü devletler arasında kalan Mardin Artukluları, Eyyubiler ve Selçukluların hakimiyetini tanımışlardı. 1243' de ise Ilhanlılar'a bağlandılar . Nihayet, Mardin'i alan Karakoyunlular bu devlete son verdiler (1409). Harput Artuklu Kolu (1185-1234): Hasankeyf koluna hükümdar olamayan Ebûbekir, Harput'a gelerek, Harput Artuklu kolunu kurmuştur (1185). Alaaddin Keykubad'ın Harput'a girmesiyle  bu kol sona ermiştir (1234).
AHLAT ŞAHLAR( ERMEN ŞAHLAR) Sultan Alp Arslan'ın yeğeni Kutbettin Ismail'in komutanlarından Sökmen El -Kutbi tarafından, Van Gölü havzasında kurulmuştur. Sökmen, Müslüman Mervanoğulları'ndan Ahlat'ı alarak burayı merkez yaptığından bu beyliğe Ahlat  Şahlar veya  Ermen Şahlar da denilmektedir. Son Sökmen beyi Izzettin Balaban zamanında idare Eyyubiler'in eline geçmiştir. (1207)
Togan-Arslanoğulları-Dilmaçoğulları (1084-1394)Bitlis-Erzen dolaylarında kurulmuştur. Beyliğe adını veren Dilmaçoğlu Mehmet Bey, Malazgirt Savaşı'na katılmış komutanlardandır. 1104 yılında başa geçen Mehmet Bey'in oğlu Togan Arslan, büyük bir üne sahipti. Bu sebeple kendi soyundan gelen Erzen beyleri için Togan-Arslanoğulları denmiştir. Gürcü ve Haçlılarla mücadele eden bu beylik, oldukça uzun ömürlü olmuştur. Selçuklulardan sonra Harzemşah ve Ilhanlı hakimiyetine girmişler; Akkoyunlular  tarafından beyliğe son verilmiştir (1394).
INALOÄžULLARI: Diyarbakır ve çevresinde kurulmuştur. Suriye Selçuklu meliki tarafından Amid (Diyarbakır) valiliğine getirilen Tuğ Tegin, Haçlılarla mücadele için  ayrıldığı şehri Türk beğlerinden Inal'a vermişti. Inal Bey 1103'de Amid'de kendi hükûmetini kurdu. Yaklaşık 80 yıl süren beylik, Amid'in Selahaddin Eyyubi tarafından ele geçirilmesiyle sona ermiştir (1183). Inaloğulları, Amid'de(Diyarbakır)  birçok eser  bırakmıştır. Onlar zamanında şehirde 40 bin ciltlik bir kütüphane kurulmuştur
Ankara Ahi Beyliği   : Ankara'yı merkez edinen ve şehirle civarında teşekkül eyliyen Ahi hükümeti, bir derviş-esnaf cumhuriyeti olup, bir bakıma Ortaçağ Italyan site cumhuriyetlerine benzemektedir. Takriben 1290'da başlamış, 1354'e kadar aşağı yukarı 64 yıl devam etmiştir. 1308'e kadar Selçukoğulları'na, 1335'e kadar Ilhanlılar'a, sonra Eretnaoğulları'na, nihayet Karamanoğulları'na bağlanmıştır, hiç bir zaman tam müstakil olmamışlardır. 1354'te Osmanoğlu Gazi Süleyman Paşa (Rumeli Fatihi olan Veliahd-Şehzade), Ankara'yı fethetmiş, Osmanlı devletine bağlamıştır. Bir ara Ankara, Karamanoğulları'nın eline geçmişse de, hemen yetişen Süleyman Paşa'nın kardeşi I. Sultan Murad, Ankara'yı kesin şekilde almıştır.
Ankara, garip bir tecelli olarak 570 yıl kadar sonra, bu kere çok büyük bir Türk cumhuriyetine başkent olmuştur. Türkler'de cumhuriyet idaresi Atatürk'ten önce tamamen meçhul olduğu için, Ahi Cumhuriyeti dikkate değer. Ahiler, teşkilatlanmış ve tasavvufi dervişlik esaslarına dayanan esnaf loncası başkanlarıdır. Osmanlı devletinin kuruluşunda rolleri mühimdir. Bununla beraber Ahi cumhurreislerinin, aynı aileden geldikleri anlaşılıyor. Ahi Şemseddin Yusuf Efendi'nin ailesi, çok nüfuz kazanmış olacaktır. Oğulları Ahi Hüseyin Efendi ile Ahi Kemaleddin Hasan Efendi'dir. ¦
Çaka Beyliği (1084-1094): Çaka Bey Devleti 1081 tarihinde Izmir'de kurulmuştur. Kurucusu Çaka Bey'dir. Ilk denizci Türk devleti olan bu beylik bazı Ege Adaları'na sahip olmuştur. Beyliğin kurucusu Çaka Bey, Istanbul'u kuşatmak isteyince, Bizans'ın kışkırtmaları sonucu I. Kılıç Arslan tarafından öldürtülmüştür. Islamiyet döneminde Istanbul'u kuşatan ilk Türk devletidir. Çaka Beyliği 1093 tarihinde Bizans tarafından yıkıldı. Böylece Batı Anadolu'daki ilk Türk egemenliği sona ermiş oldu.
Müslüman-Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık
1-Hükümdar ve Saray : Devlet hanedanın ortak malı olarak kabul edilirdi. Bu durum hükümdarın ölümünden sonra taht kavgalarına sebep olur, devleti zayıflatırdı. Bazı Türk-Islam Devletleri'nde hükümdar, Sultan sanını kullandı. Ilk Türk-Islam Devletleri'nde hükümdar tahta çıkınca Abbasi halifelerinin tasdiğini istedi.
2-Merkez Teşkilatı :Hükümet, Divan-ı Saltanat denilenBüyük Divan'dan meydana gelirdi. Divanın başkanı hükümdardı. Selçuklular bu kurumu Abbasilerden almışlardır. Büyük Divan'a bağlı olan dört divan şunlardı: Istifa Divanı; Mali işlerle ilgilenen divandır. Başkanlığını müstevfi yapardı.Tuğra Divanı; Devletin yazışmalarının yapıldığı divandır. Israf Divanı; Mal işlerin yolunda gidip gitmediğini kontrol eden divandır. Başkanına müsrif denirdi. Divan-ı Arz; Ordu ve asker maaşları ile ilgilenen divandır.
3-Taşra Teşkilatı : Başkent dışındaki idari birimlere vilayet denirdi. Vilayetlerin başında şehzadeler veya vali statüsünde naipler bulunurdu. Anadolu Selçuklularında üç tip vilayet bulunurdu. Meliklerin yönettiği vilayetler; bunlar hanedan tarafından gönderilen meliklerin doğrudan hükümdara bağlı olduğu vilayetlerdi. Divan Dairesi vilayetleri; yönetimi divana ait olan vilayetlerdi. Bizans sınırında bulunan vilayetler; Başında uç beyi denilen sınır koruyucu beylerin bulunduğu vilayetlerdi.
4-Hukuk :Islamiyet'in kabulü ile hukuk kuralları değişikliğe uğradı, Türk töresi ile Islami kurallar bir sentez haline getirildi. Adli teşkilat; Şeri Yargı ve Örfi Yargı olmak üzere ikiye ayrılırdı. Şer'i Yargı; kadıların başkanlığındaki mahkemeler tarafından yürütülürdü. Örfi Yargı; vergilere, askeriye ile, ikta sahipleri ve ticarete ilişkin kanunlarla ilgilenirdi. Hükümdarların halkın şikayetlerini dinlemek amacıyla düzenlediği Mezali Divanları da görülürdü. Askeri davalara kadı askerler denilen kadılar bakardı.
5-Ordu : Ilk Türk-Islam Devletleri'nde ordu Türkmenlerden oluşurdu. Karahanlılarda ordu Hassa ordusu, Eyalet askerleri ve Türkmen kuvvetleri olmak üzere üç bölüme ayrılmıştı. Selçuklularda, Karahanlılar'dan farklı olarak ikta askerleri, bağlı devletlerin askerleri ve gönüllü askerler vardı. Hassa Ordusunda, askerlik için ayrılan çocuklar belirli merkezlerde yetiştirilir, sultanlar Hassa Birliklerini burada yetişen askerler arasından seçerlerdi. Eyalet askerleri; Şehzadelerin ve valilerin yönetimindeki askerlerdi. Türkmen birlikleri; Göçebe Türkmen boylarının savaş anında orduya katılmaları ile oluşan birliklerdi.
6-Toprak Yönetimi :Devlete ait ve miri arazi olarak adlandırılan topraklar dört bölüme ayrılmıştı. Has arazi ; Geliri hükümdara ait olan arazilerdi. Ikta arazi; Gelirlerine göre önemli devlet görevlilerine dağıtılan arazilerdi. Mülk arazi; Başarılı devlet adamlarına verilen arazi idi. Bu topraklara sahip olanlar toprak hakkında her türlü tasarrufa sahipti. Vakıf arazi; Ilmi ve sosyal kuruluşların masraflarını karşılamak amacıyla bu kuruluşlara tahsis edilen arazilerdi.Haraci arazi; Müslüman olmayan halka ait arazilerdi.
7-Din :Islamiyet'in kabulünden sonra Islam dinini yaymak için önemli çalışmalar yapmışlardı. Islamiyet'te gaza denilen Müslüman olmayan ülkelere yönelik savaşlar ile önemli fetihler gerçekleştirmişlerdi. Islam dini ile Islamiyetten önceki kültürlerin birleşmesi ile Babalik, Bektaşlik, Ekberilik ve Mevlevilik gibi çeşitli tarikatlar oluşturulmuştu. Islamiyeti yaymak amacıyla eserler yazılmış, Kur'anı'ın yayılması amacıyla çalışmalar yapılmıştı.
8-Ekonomik Hayat : Tulunoğulları ve Akşidler, doğu ve batı ticaret yolları arasında oldukları için ticarette oldukça gelişmişti. Eyyubiler ve Memlüklüler'de ise Mısır'la ticaret çok gelişmişti. Memlüklüler döneminde Trablus, Şam, Iskenderiye, Dimyat, Yafa ve Akka önemli ticaret merkezleri haline geldi. Ümit Burnu'nun buluması ile bu ticaret merkezleri önemini yitirdi. Gazneliler, Hindistan topraklarını ele geçirerek ekonomilerini canlandırmıştı. Büyük Selçuklular'da, Orta Asya ve Hindistan'dan gelen ticaret yollarının geçmesi ülkeyi zengin bir hale getirmişti. Anadolu Selçuklu Devleti, ticaret yolları üzerinde yaptığı vakıf kuruluşları, han ve kervansaraylarla ticari alanda gelişmişti.
9-Sosyal Hayat : Türk-Islam Devletleri'nde göçebe bir hayat görülmüş, göçebecilikten dolayı hayvancılık gelişmişti. Yerleşik hayata geçildikçe köylerde oturanlar tarımla, şehirlerde yaşayanlar ise ticaret ve el sanatlarıyla uğraşmışlardı. Şehirlerde ticaretle uğraşanlar Ahi teşkilatını oluşturmuşladı. Anadolu Selçukluları zamanında Türkler zengin ve mutlu bir hayat sürmüşlerdi.
10-Bilim :Türk Islam Devletleri'nde medreseler bilim merkezi idi. Büyük Selçuklu Devleti zamanında, dünyanın ilk üniversitesi olarak kabul edilen Nizamiye Medresesi yapıldı. Medreselerde Kur'an, hadis, kelam, fıkıh, Arap dili ve edebiyatı, matematik, mantık geometri ve tarih okutulurdu. Önemli bilim adamlarının başlıcaları; Farabi, Biruni, Ibn-i Türk, Ibn-i Sina, Gazali, Ömer Hayyam'dır.
11-Sanat : Türk-Islam devletlerindeki sanat eserlerinde mimari ağırlıkta idi. Türk-Islam Devletleri tarafından yapılan ve günümüzde hala ayakta duran sanat eserlerinden bazıları şunlardır: Tulunoğlu Camii, Baybars Camii, Mescid-i Cuma, Sultan Sencer Türbesi, Alaaddin Camii, Burmalı Minare

Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308)
Kuruluş Devri :Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah tarafından Anadolu hükümdarlığına tayin edilen Kutalmış'ınoğlu Süleyman Şah tarafından     Iznik'te 1077 tarihinde kuruldu. Büyük Selçuklular'a bağlı olan bu devletin başkenti Iznik idi. Ermenilerin elinden Çukurova ve Antakya alındı. Süleyman Şah, halife tarafından onaylanarak "Sultan" ünvanı ile şereflendirildi.
Süleyman Şah Dönemi :1077 tarihinde Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu. Ilk önce Konya, Afyon, Kütahya'yı alarak Iznik'e kadar ilerledi. Tarihte ilk kez Boğaz'ın Anadolu yakası Türkler tarafından kontrol altına alındı. 1086 yılında yapılan Habur Savaşı'nda Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş'a yenildi ve öldü. Boğazın Anadolu yakası ilk defa kontrol altına alınmış ve Boğaz'dan geçen gemilerden gümrük alınmıştır.
I. Kılıç Arslan Dönemi : Melikşah'ın ölümü üzerine Berkyaruk, Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ı 1092'de Anadolu hükümdarlığına tayin etti.  1.Kılıç Arslan; Türk birliğini sağladı. Çaka beyi öldürttü. Bizanslılardan Ankara ve Kayseri'yi almıştır. 1096 yılında başlayan I. Haçlı Seferi'nde, tutunamadı. Bu durum Bizans'ın işine gelmiş, Türklere karşı savunmayı bırakıp taarruza geçmiştir. Anodolu'nun çeşitli yerlerinde Haçlı ordularına Danişmentlilerinde desteğiyle Vurkaç taktiği uyguladı. Zarar verdi. . Iznik 'in kaybedilmesi üzerine devletin merkezi Konya'ya taşınmıştır. Bu durum Türkler'in Batı'ya ilerleyişini bir süre engellemiştir. I. Kılıç Arslan, 1107 tarihinde Büyük Selçuklularla yaptığı savaşta Büyük Selçuklu komutanı Çavlıyla savaşırken Habur Irmağı'nda boğularak öldü
I. Mesud Dönemi : 1116 tarinde Anadolu Selçuklu Devleti'nin başına geçti. Bir süre Danişmentlilere bağlı olarak hareket etmek zorunda kaldı. 1147 tarihinde II. Haçlı seferi başladı. 1.Mesut oğlu 2.Kılıç Arslan ile Haçlıları bozguna uğrattı. Bozulan Anadolu birliği yeniden sağlandı. Ilk bakır bara bu dönemde basıldı. Sultan I. Mesut 1155 tarihinde vefat etti. Anadolu'daki ilk bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri bu dönemde başlamıştır.
II. Kılıç Arslan Dönemi : I. Mesut'un 1155 tarihinde ölümü üzerine oğlu II. Kılıç Arslan başa geçti. 1176 tarihinde Miryakefalon'da Bizanslılar bozguna uğratıldı. Bir daha Anadolu için "Türkler'in işgali altındaki ülke" deyimi kullanılmadı. Miryakefalon'dan sonra Türkler'in Anadolu'ya yerleşmesi kesinleşti. 1178 tarihinde Danişmenliler Beyliği'ne son verildi. II. Kılıç Arslan, 1192 yılında öldü. Selçuklu tahtına Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.
Süleyman Şah Dönemi :Rükneddin Süleyman, 1192 tarihinde tahta geçen Gıyaseddin Keyhüsrev'i tanımayarak, 1196 tarihinde başa geçti. Bizans'ı vergiye bağladı, Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı. Saltuklu Beyliği'ne son verdi. Süleyman Şah, 1204 tarihinde öldü. Bu tarihten itibaren Anadolu Selçukluları Gürcülerle komşu oldu.
I. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi :Süleyman Şah'ın 1204 yılında ölümü üzerine tahta Gıyaseddin Keyhüsrev yeniden geçti. Karadeniz seferi sonunda Trabzon Rum Devleti'ni yendi. Akdeniz seferi sonunda Antalya'yı aldı. Anadolu Selçukluları ilk kez Akdeniz'e indi. Antalya ithalat ve ihracat yapılan yer haline geldi. Ticareti geliştirmek amacıyla Venedik'le ilk defa ticaret anlaşması yaptı. Ilk defa bir ticaret anlaşması Venediklilerle bu dönemde yapıldı. Gıyaseddin Keyhüsrev 1211 tarihinde öldü.
I. Izzeddin Keykavus Dönemi : Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1211 yılında ölmesi üzerine tahta geçti. Trabzon Rum Imparatorluğu'nu yenerek Sinop'u fethetti. Böylece Anadolu Selçukluları ilk defa Karadeniz'e ulaştı. Kıbrıs Krllığı ve Venedik Cumhuriyeti ile ticaret antlaşmaları imzaladı. I. Izzettin Keykavus 1220 yılında öldü.
Alaaddin Keykubat Dönemi :Izzettin Keykavus'un 1220 yılında ölümü üzerine tahta geçti. Kırım'a bir donanma göndererek Kırım'ın Suğdak Limanı'nı fethetti. Anadolu Selçuklu Devleti böylece ilk deniz aşırı sefer yapmış oldu. Karadeniz ticareti tam güvenliğe kavuştu. 1228'de Mengücek Beyliğine son verdi. 1230 tarihinde Yassı Çimen Savaşı'nda Harzemşahları yendi. Bu savaşın tek olumsuz yönü Anadolu'yu Moğol istilasına açık hale getirmesidir. Bunun nedeni Harezmşahların Anadolu Selçukluları ile Moğollar arasında tampon bölge olmasıdır. Bu tampon bölge ortadan kalkınca Anadolu Moğollarla komşu oldu. I. Alaaddin Keykubat 1237 yılında bir ziyafet esnasında zehirlenerek öldü.
2.GIYASETTIN KEYHÜSREV: Vezirlerin, etkin rol oynayarak güçlü komutanları öldürtme ve uzaklaştırmasıyla Anadolu selçulku devleti dağılma dönemine girdi.  Harzem beylerine iyi davranılmaması hoşnutsuzluk yaratmıştır. Baba ishak (Babailer) ayaklanması Adıyaman ve Maraş'ta başlayıp, Tokat ve Amasyaya yayıldı, orduyu yıprattı. Anadoluyu almak isteyen Moğolların karışıklıklardan  istifade etmesi üzerine Sivas yakınlarında Kösedağda yapılan 1243 kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu devleti birliğini koruyamamıştır. 2.Mesut'un ölümüyle devlet tamamen yıkıldı. Anadolu'da beylikler dönemi başladı.
Yıkılış :Alaaddin Keykubat'ın ölümü üzerineoğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti. Asya'da başlayan Moğol istilası bir çok Türkmen boyunun Anadolu'ya göç etmesine neden oldu. Baba Ishak, 1240 tarihinde devlete karşı ayaklandı. 1242 yılında Moğollar, Anadolu'ya girdi. 1243 yılında Kösedağ Savaşı'nda Selçuklular yenildi. II. Gıyaseddin'in ölümü üzerine Rükneddin Kılıç Aslan tahta geçti. Memlük hükümdarı Baybars Anadolu'yu Moğol baskısından kurtarmak için Anadolu'ya gelerek Moğolları yenilgiye uğrattı.
Anadolu Selçukluları döneminde Ahi teşkilatı kuruldu. (Avrupa da lonca) Ahi teşkilatı ticari hayatın canlılık kazanmasını sağlamıştır.
Anadolu Türk Beylikleri: Malazgirt Savaşı (1071) ile başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin üçüncü bölümünü Anadolu Türkmen Beylikleri oluşturur.
1-Karamanoğulları :Karamanoğulları Beyliği, Oğuzların Afşar Boyu'ndan olup Karaman merkez olmak üzere 1256 tarihinde Ermenek, Karaman (Larende) ve Konya'da kurulmuştu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılması üzerine Anadolu'da en güçlü devlet olmuşlardı. Karamanoğlu Mehmet bey döneminde Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler. Kendilerini Anadolu Selçuklu devletinin varisi olarak gördükleri için. Anadolu Türk Birliği'nin kurulmasında Osmanlılara karşı en çok mücadele eden beylik Karamanoğlu Beyliği olmuştur. Osmanlılara karşı; Akkoyunlular, Memlüküler, Venedik ve Macarlarla iş birliği yapmışlardır. Yıldırım Bayezıt döneminde Osmanlılara katılan beylik, Ankara Savaşı'ndan sonra tekrar bağımsız olmuş, Fatih Sultan Mehmet döneminde etkisizleştirilerek, II. Bayezıt döneminde 1487 tarihinde yıkılmıştı.
2-Germiyanoğulları : 1299 yılında kurulan Germiyanoğlu Beyliği'nin kurucusu Yakup Bey'dir. Kütahya, Denizli, Afyon  civarında kurulmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Anadolu'da en güçlü devlet olmuşlardır. Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerlemişlerdi. Germiyanoğlu Süleyman Şah Karamanoğullarına karşı topraklarını koruyabilmek amacıyla kızını I. Murat'ın oğlu Bayezıt'a vermiş, çeyiz olarak da Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı bırakmıştı. Germiyanoğlu Beyliğinin varlığına 1390 tarihinde Yıldırım Bayezıt son vermişti. 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik 1428'de 2.Murat zamanında Osmanlı Devleti'ne katıldı.
3-Aydınoğulları :Aydınoğulları Beyliği, Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Aydınoğlu Mehet Bey tarafından Birgi merkez olmak üzere 1308 tarihinde Selçuk izmir'de kurulmuştur. Denzicilikte gelişen bu beylik güçlü bir donanma oluşturmuştu. Haçlılarla savaşmışlardır. En ünlü denizcileri Gazi Umur Bey'dir. Aydınoğulları Beyliği 1390'da Osmanlı Devleti'ne katılmıştı. 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Cüneyt Bey tarafından yeniden kurulmuşsa da 1425 tarihinde II. Murat zamanında Osmanlı Devleti'ne katılmıştır.
4-Saruhanoğulları : Saruhan beyliği, Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Saruhan Bey tarafından Manisa'da kurulmuştu. Denizciliğe önem veren Saruhan Beyliği, 1390 yılında Yıldırım Bayezıt tarafından ortadan kaldırılmış Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuşsa da, Çelebi Mehmet döneminde tamamen Osmanlılara katılmıştı.
5-Karesioğulları :Karesioğulları Beyliği, Germiyanoğulları beylerinden olan Karesi Bey tarafından Balıkesir, Bergama, Edremit ve Çanakkale çevresinde kurulmuştu. Denizcilikte oldukça ilerleyen Karesioğlu Beyliği 1345 yılında Orhan Bey tarafından ortadan kaldırılmıştır. Osmanlı donanmalarını rumeliye geçişte kullandı.
6-Hamidoğulları : Hamidoğulları Beyliği, Felekeddin Dündar Bey tarafından 1300 yılında Uluborlu merkez olmak üzere Antalya, Isparta ve Burdur çevresinde kurulmuştur. Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Akşehir'i Osmanlılara satmışlardır. Denizcilikle uğraşan Hamidoğulları Beyliği Yıldırım Bayezıt zamanında Osmanlılara katılmasına rağmen Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuş, 1423 yılında da II. Murat tarafından yıkılmıştır.
7-Eşrefoğulları : Eşrefoğulları Beyliği, Seyfeddin Süleyman tarafından Beyşehir merkez olmak üzere 1284 tarihinde kurulmuştur. 1326 yılında Ilhanlılar tarafından ortadan kaldırılmıştır.
8-Menteşoğulları :Menteşoğulları Beyliği, Menteş Bey tarafından Milas merkez olarak Muğla, Fethiye de  kurulmuştur. Denizcilikle uğraşan bu beylik, Yıldırım Bayezıt zamanında 1391'de Osmanlılara katılmıştı.  Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik, II. Murat tarafından 1425'te tamamen ortadan kaldırıldı.
9-Candaroğulları (Isfendiyaroğulları) :Diğer adı Isfendiyaroğulları olan Candaroğulları Beyliği, Şemseddin Yaman tarafından 1292 yılında Sinop ve Kastamonu civarında kurulmuştur. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından ortadan kaldırılmıştır.
10-Eretna Beyliği : Eretna Devleti 1335 yılında Uygur Türkleri'nden Eretna Bey tarafından Orta Anadolu'da kurulmuştur. Devletin merkezi önce Sivas, sonra da Kayseri olmuştur. 1381 yılında Vezir'i Kadı Burhaneddin tarafından yıkılmıştır.
11-Kadı Burhaneddin :Kadı Burhaneddin 1381 yılında merkezi Sivas olmak üzere Kadı Burhaneddin Devleti'ni kurdu.Candaroğulları, Karamanoğulları ve Taceddinoğulları ile mücadele eden Kadı Burhaneddin Devleti, Timur tehlikesi karşısında Sivas halkının 1389 tarihinde şehri Yıldırım Bayezıt'e teslim etmesi ile Osmanlı'ya katılmıştı.
12-Dulkadiroğulları :1337 yılında Zeyneddin Karaca Bey tarafından Elbistan'da kurulan Dulkadiroğulları Devleti, Osmanlılar'la, Memlüklülerin arasını açan devlet olarak bilinir. Yavuz Sultan Selim tarafından 1515 Turnadağ Savaşı ile Osmanlı'ya katılmıştır. Bu beylik Osmanlı'ya katılan son beylik olup, bu beyliğin alınmasıyla Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.
13-Ramazanoğulları :Ramazanoğulları Beyliği, Ramazan Bey tarafından 1353 yılında Adana ve çevresinde kurulmuştur. Ilk önce Memluk devletine bağlı iken Yavuz Sultan Selim ile birlikte Memlüklere karşı savaşmış, bundan sonra da Osmanlı Devleti'ne bağlı bir beylik olarak yaşamışlardır. 1608 tarihinde Osmanlı Devleti'ne bağlı bir vilayet haline getirilmiştir.
14-Tacettinoğulları : Ordu ve Bafra yörelerinde kurulmuş Anadolu beyliği. 1378-1428 tarihleri arasında, yaklaşık 50 yıl ömrü olan bir beyliktir.Tacettinoğulları Ordu, Tokat ve Amasya yörelerinde.Yörede 1428 yılına kadar hakimiyet sürdü. Bu tarihte Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet, Tacettin Beyliği'ne son verdi.
15-Pervane Oğulları Beyliği: 1276-1322 yılları arasında 46 yıllık bir süre içinde, Sinop'ta kurulmuş bir beyliktir.
16-Sahip Ata Oğulları Beyliği: 13.yüzyıl sonları ile 14.yüzyıl başlarında yaklaşık 90 yıllık bir devrede, Afyon Karahisarı ile yakın çevresinde hüküm sürmüş olan bir beyliktir.
Anadolu beyliklerinin hepsi Osmanlı devletine katılarak güçlenmesini sağladı. Bu dönemde, Yunus Emre, Mevlana, Dehhani, Sadrettin Kanevi yetişmiştir.

Orta Asya ve Yakın Doğu'da kurulan Diğer Türk Devletleri

Fatimiler : Şii Müslümanlar tarafından 969 yılında Tunus'ta kuruldu. 969 yılında Mısır'ı alarak Akşid devletine son verdiler. Abbas halifesine saldırılarda bulunması üzerine Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından Suriye'den çıkarıldılar. Haçlı saldırılarına karşı koyamayan Fatimiler, 1171 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından yıkıldı. Batıni mezhebinden olan Fatimilerin 972'de kurdukları El-Ezher medresesi dönemin en önemli eğitim kuruluşudur.
Eyyubiler :Mısır'da, 1174 tarihinde Selahaddin Eyyubi tarafından kuruldu. Selahaddin Eyyubi, Filistin, Suriye, Irak ve Yemen'i fethetti. Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla büyük savaşlar yaptı. Haçlıların elinden Kudüs'ü geri aldı. Eyyubi Devleti, 1250 yılında Kölemen komutanlarından Aybeg tarafından yıkıldı.
Memlük Devleti:  1250 tarihinde Aybeg Türkmeni tarafından Mısır'da kuruldu. Haçlılar ve Moğollarla büyük mücadeleler yaptılar. Abbasi halifeliğinin koruyuculuğunu üstlendiler. Ayn-ı Calud Savaşı ile Memlük hükümdarı Baybars, Mısır ve Avrupa'yı Moğol istilasından kurtardı. Hicaz, Filistin ve Suriye'de egemen olna Memlüklüler bahrat yolu ticaretini ele geçirerek ekonomik yönden güç kazandı. Anadolu üzerindeki emelleri nedeniyle Osmanlılarla uzun süre mücadele ettiler. Memlüklüler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında yapılan Merc-i Dabık ve Ridaniye Savaşları sonunda yıkıldı. Hükümdarlığın veraset yoluyla geçmediği tek Türk devletidir. Memlük Sultanları komutanlar arasından seçimle gelirdi.
Harzemşahlar : Merkez Gürgenç olmak üzere 1097 tarihinde Atsız tarafından kuruldu. Moğol saldırıları sonucunda zayıfladılar. Anadolu Selçukluları ile 1230'da yaptıkları Yassı Çimen Savaşı'nda yenildiler. Moğol istilası sonrasında topraklarını terkedip Selçuklulara sığındılar. Selçuklulara bağlı atabeylerden imparatorluğa dönüşen tek devlettir.
Moğol Imparatorluğu :1196 yılında Temuçin, yani Cengiz Han tarafından başkent Karakurum olmak üzere kuruldu. Cengiz Han 1227 yılında öldü. Cengiz Han ölmeden önce eski bir Türk geleneğine uyarak topraklarını oğulları ve torunları arasında paylaştırdı. Ülke 4'e bölündü.  Not: Moğollar (Cengiz Han) 1-Altınordu Hanlığı(1256 - 1502) 2-Ilhanlılar (1256-1335) 3-Çağatay Hanlığı(1227 - 1370) 4-Kubilay Hanlığı    (1206-1368) (Hazar Denizi'nin (Iran ve Doğu (Türkistan) (Çin) Kuzeyinden Kırım'a Anadolu) kadar uzanan topraklar)
Timur Imparatorluğu : 14. yüzyılın en önemli devletlerinden biri ise Timurlular Devleti'dir (1370-1507). Timurlular Devleti, Çağatay hanlıklarından birinin başında bey olan Timur tarafından 1335 yılında Semerkant merkez olmak üzere Belh şehrinde kuruldu. 1401 yılında Karakoyunlu Devleti'nin topraklarının büyük bir kısmını ele geçirdi. Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf'un Osmanlı Devleti'ne sığınması üzerine Anadolu'ya girdi. 1402 yılında Çubuk Ovası'nda Osmanlı Devleti ile Ankara Savaşı'nı yaptı ve Yıldırım Bayezıt'ı yendi. Timur'un ölümünden sonra devlet parçalandı.. Devletin sınırları Volga nehrinden Ganj nehrine, Tanrı dağlarından Izmir ve Şam'a kadar uzanıyordu.
Sert bir mizaca sahip olan Timur, seferleriyle büyük yıkım yaptı. Otuz beş yıl gibi kısa bir sürede imparatorluk haline gelen Devlet, onun ölümünden sonra kurulduğu gibi süratle parçalandı; torunlarından Muhammed Semerkand'da, diğer torunu Pir Muhammed ile Iskender Iran'da, oğlu Miranşah Bağdat ve Azerbaycan'da ve küçük oğlu Şahruh da Horasan'da devlet kurdu. Bunlardan Devletin sınırlarını genişleterek birlik sağlamaya çalışan Şahruh zamanında parlak bir kültür hayatı başladı. Oğlu Uluğ Bey ise tanınmış bir astronom olarak tahta çıktı. Timurlular'dan sadece Hüseyin Baykara Horasan'da tutunabildi, başkent Herat Türk tarihinin sayılı kültür merkezlerinden biri haline geldi. Türk şairi ve devlet adamı Ali Şir Nevai burada yetişti. Baykara'dan sonra Herat, Özbeklerin eline geçecek ve Timurlular ortadan kalkacaktı.
Bu dönem, ticaret ve bilimde özenli gelişmelerin olduğu bir dönemdir. Astronomi alalında Uluğ Bey, Edebiyat alanında Ali Şir Nevai ve Matematik alanında Ali Kuşçu gibi ünlü isimler yetişti.
BABÜR DEVLETI: Timur hanedanından olan ve Türkçe yazdığı "Vekayi Babürname" eseriyle ün salan Zahirüddin Babür, Hindistan'a giderek Türk-Hint (Babür) Imparatorluğu'nu (1526-1858) kurdu.       Onun ölümünden sonra hükümdar olan oğulları Humayun ve Ekber zamanlarında Devlet daha da gelişti ve Hindistan yarımadasının büyük bir kısmı tek idare altında birleştirildi.
Şah-cihan adıyla hükümdar olan Hürrem devrinde,siyaset ve sanat alanlarında en parlak devir yaşandı. Agra'da dünyanın en güzel mimari eseri sayılan ünlü Tac Mahal inşa edildi. Osmanlı Devleti'nden de eserin inşası için mimarlar gönderildi. Osmanlı Devleti ile kurulan bu iyi münasebetler, yerine geçen oğlu I. Alemgir zamanında da devam etti.
Hint sularında ve Basra Körfezi'nde Portekizliler ile mücadele eden Osmanlıların Basra valilerine sığınma hakkı tanındı. I. Alemgir'in ölümünden sonra başlayan iç karışıklıklar II. Bahadır Şah zamanına kadar sürdü. 1857'de çıkan bir isyanı bastıran Ingilizler, Hindistan'ı Ingiltere'ye bağladılar ve Kraliçe Victoria Hindistan Imparatoriçesi ilan edildi.
AKKOYUNLU DEVLETI: Diyarbakır bölgesinde yurt tutan Türkmen boylarına dayanan Akkoyunlu Devleti (1350-1502), Tur Ali Bey'in liderliğinde bir birlik olarak ortaya çıkmıştı. Bu dönemde Kuzey'de Trabzon Rum Imparatorluğu ile mücadele eden devletin asıl kurucusu ise Kara Yülük Osman Bey olarak bilinir. Akkoyunlu Devleti'nin en güçlü dönemi Uzun Hasan devridir. Onun zamanında Devletin sınırları Hazar Denizi'nden Suriye'ye, Azerbaycan'dan Bağdat'a kadar uzandı. Bu nedenle Uzun Hasan kendini Türk birliğini kuracak kişi olarak görmüş ve Timur'a benzetmiş, Osmanlı Devleti ile Mısır Sultanlığı'nı ortadan kaldırma planları yapmıştı.
Bu amaçla ateşli silahlar temin etmek için Avrupa devletleri ile siyasi ilişkiler kurmuştu. Fakat Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet ile yaptığı Otlukbeli Savaşı'nı kaybetmesi (1473) Uzun Hasan için ağır bir darbe oldu. Bu yenilgi Akkoyunlu Devleti'nin yıkılmasına ve dini bir heyecanla Ustaçlı, Rumlu, Musullu, Tekeli, Bayburtlu, Karadağlı, Dulkadırlı, Karamanlı, Varsak ve Avşar gibi Türkmenleri yanına alan Şah Ismail'in Safevi Devleti'ni (1501-1736) kurmasına yardımcı oldu. Şah Ismail'in Iranda Türk siyasi birliğini kurduğu dönemlerde, Hindistan yarımadasının büyük bir kısmı Türk idaresi altında birleştirilmiş, Anadolu'nun hemen hemen tamamını hakimiyeti altına alan Osmanlı Devleti doğu ve batı sınırlarını genişletmeye başlamıştı.
Iran'da siyasi birliği kuran Şah Ismail, katı bir şiilik heyecanıyla, ülkenin sınırlarını genişletti, ancak Anadolu'daki faaliyetleri ve Anadolu'yu kendi topraklarına katma düşüncesi, Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in tepkisini çekti. Nitekim, Çaldıran'da (1514) yapılan savaşta Şah Ismail büyük bir yenilgiye uğradı. Yerine geçen başta Şah Tahmasp olmak üzere bütün Safevi hükümdarları Osmanlılar ile mücadele ettiler. Fakat yapılan hemen her savaşı da kaybettiler. Hanedandan III. Abbas'dan sonra iktidarı Avşar boyuna mensup Nadir Şah ele geçirdi ve Safeviler dönemi sona erdi.
Safeviler devri tarihte önemli bir yere sahip oldu. Şah Ismail ve diğer hanedan mensupları sanatsever olarak tanındı. Bu dönemde Iran'da edebiyat, mimari ve çinicilik, çömlekçilik, dokumacılık gibi el sanatları gelişti, bilhassa ciltçilik süslemesi ile hat sanatında büyük ilerlemeler oldu.
KARA KOYUN DEVLETI: Timurlular Devleti kurulduğu sıralarda, Erbil-Nahçıvan arasında yurt tutan Karakoyunlu Türkmen grubu merkezi Tebriz olan bir Devlet oluşturdu. Oğuzlar'ın Yıva, Yazır, Döğer, Avşar boylarından oluşan bu devlete Karakoyunlu Devleti (1380-1469) denildi. Karakoyunlular Timur'la mücadele ettiler. Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Timur'un baskısı karşısında Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt'a sığınmak zorunda kaldı.
Bu durum Timur'la Osmanlıların arasını açtı ve Ankara Savaşı'nın (1402) nedenlerinden sayıldı. Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden toparlanan Kara Yusuf, 1406'dan sonra eski Devletini yeniden kuracak ve Mardin, Erzincan, Bağdat, Azerbaycan, Tebriz, Kazvin ve Sultaniye'yi alacaktı. Kara Yusuf'un ölümünden sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Cihan-şah devleti yeniden birleştirmeyi başardıysa da Akkoyunlu Uzun Hasan'a karşı Mardin'de yenilgiye uğradı ve ülke Akkoyunlular'ın egemenliğine girdi.

(KPSS'DE ORTAÇAÄž AVRUPASI VE COÄžRAFI KEŞIFLERLE ILGI SORU GELMEMEKTEDIR!)
ORTAÇAÄž AVRUPASINA GENEL BAKIŞ
SÜZEREN(DEREBEYI): Toprağın asıl sahibi, üstün güç sahibi. Derebeyi.
VASOL: Süzerenin koruyuculuğu altında bulunan ve emirleri doğrultusunda savaşan.
FIYAJ:Süzerenin vasala bağış olarak verdiği toprak. Bir nevi tımar gibi
SENJÖR: Senyör olan derebeyi, hem toprağın hem de çiftiçinin sahibidir.
SERF: Senyörlerin üretimi denetlemesi ve üretim fazlasına el koyması.
AFOROZ: Hristiyanlık dininde kişileri dinden atma.
ENTERDI: Klisenin dini görevlerini durdurması(lokavt). Ülkeyi yöneticileriyle birlikte cezalandırma.

Siyasi ,Sosyal ve Ekonomik Durum :Kavimler göçü sonrası Avrupa'da krallıklar güçlerini kaybettiler. Soyluların güç kazanmalarıyla birlikte tüm ortaçağ boyunca Avrupa'da etkili olacak olan siyasi yönetim biçimi " Feodalite ( Derebeylik) " ortaya çıktı.  Toplumsal eşitsizlik üzerine kurulan bu düzen içinde halk, farklı toplumsal sınıflara ayrılmıştır :
1. Soylular (Senyörler): Soylular, oturdukları toprakların sahibiydiler. Her türlü hakka sahip olan ve şatolarda oturan soylular, yönetim ve askerlik işleri ile ilgilenirlerdi. Soyluluk babadan oğula geçerdi.
Soyluların en üstünde senyör denilen derebeyler yer alırdı. Senyörlerin en büyüğü kral idi. Bundan sonra
sırasıyla dük, kont, baron ve şövalyeler gelirdi.
2. Rahipler;  Rahipler, kiliselerin sahip olduğu toprakların geliriyle rahat bir yaşam sürerlerdi. Dinin toplum üzerindeki etkilerinden dolayı halk üzerinde söz sahibi idiler.
3. Burjuvalar: Ticaret ve sanatla uğraşırlardı. Bağlı bulundukları derebeylerine vergi verirlerdi.
4. Köylüler: Bunlar ikiye ayrılırlardı:
a. Özgür Köylüler: Üzerinde yaşadıkları toprakları, istedikleri gibi ekip biçme hakkına sahip olup  bağlı oldukları soyluya, vergi vermek zorundaydılar. Ayrıca topraklarını satabilme, çocuklarına bırakma hakları vardı.
b. Serfler (Köle Köylüler); Hiçbir hakka sahip değildiler. Soyluların malı sayılırlardı. Toprakla birlikte alınır ve satılırlardı.

Orta Çağ boyunca Avrupa'da zenginlik kaynağı topraktı. Bu nedenle geri, kapalı bir ekonomik yapı görülür.

Ortaçağ Avrupa'sının düşünce biçimine skolastik felsefe egemendir.Skolastik düşünce Hıristiyanlık dininin esasları ile Aristo'nun görüşlerinin kaynaştırılmasıyla oluşmuş , dogmatik, bilim ve deney'i reddeden bir düşünce yapısıdır.
Yeniçağ başlarında Avrupa'nın bu yapısının bozulmasında coğrafi keşifler birinci etken oldu. Coğrafi keşiflerden önce yapılan Haçlı Seferleri de (1096 - 1270) soyluların fakir ve zayıf düşmelerine neden oldu.
Coğrafi keşifler, dünya ticaret yollarını değiştirdi. Akdeniz eski önemini kaybetti. Ve burjuva sınıfı zenginleşti. Yönetimde hak iddia etmeye başladı. Bu sınıf, demokrasi ve özgürlük fikirlerinin öncüsü oldu. Bu arada, Avrupa'da barutun öğrenilmesi ve topta kullanılması ile, derebeylerin şatoları yıkıldı. Derebeylik rejimi tarihe karıştı. Bunun yerini güçlü krallıklar aldı. Coğrafi keşiflerden sonra zenginleşen burjuva sınıfı, bilim ve sanat hareketlerinde öncü oldu. Rönesans ve reform hareketleri Avrupa'nın değer yargılarını değiştirdi. Bu dönemde Avrupa'da ölümsüz eserler yapıldı. Rönesans, konumu nedeniyle Italya'da, reform da Almanya da başladı.  
Bu hareketler giderek bilimde ilerlemeyi ortaya çıkardı. Bilim ve teknikteki ilerlemeler de, Endüstri Inkılabı'nı doğurdu. El tezgahları, yerini kömür, petrol, su gücü ile çalışan fabrikalara bıraktı. Iç pazarları doyum noktasına gelen ülkelerde, dış pazarlara açılma başladı. Bu da, sömürgecilik hareketlerini ortaya çıkardı. Sömürgecilikte başı, konumu ve sahip olduğu demir - kömür madenleri nedeniyle endüstrisini kuran Ingiltere çekti. Ingiltere denizaşırı sömürgeler kurdu. Bunu Fransa, Ispanya, Portekiz, Belçika, Hollanda izledi. Bu gelişim, tüm Avrupa ülkelerinde aynı anda olmadı. Bu hareketlerde geri kalan ülkeler oldu. Örneğin: Feodal yapıdan kurtulamayan Almanya, Italya prenslikleri gibi.
Her yenilikte olduğu gibi Endüstri Inkılabı da çelişkisini beraberine getirdi. Endüstrinin gelişmesi ile, işçi sınıfı çoğaldı ve güçlendi. Işçiler, ağır çalışma koşullarının ve yaşam koşullarının düzeltilmesi için fabrika sahipleriyle mücadeleye girişti. Bu kavgalar, yüzyıllarca sürdü. Amerika kıtasında, Ingiltere'nin sömürgesi olan Kuzey Amerika'nın bu ülkeye karşı bağımsızlık mücadelesi vermesi ve insan haklarına dayalı ilk anayasalı demokrasi yönetimini kurması gözlerin bu ıtaya çevrilmesine neden oldu. 1774'da A.B.D. Cumhurbaşkanlığı'na George Washington seçildi Avrupa'da fikir adamları ve düşünürler yapıtlarında, insan hakları, özgürlük, ulusçuluk fikirlerini işlemeye başladılar. Bu düşünceler, ekonomik açıdan halk sınıfları arasında büyük uçurumların oluştuğu Fransa'da ilk meyvelerini verdi. 1789'da Fransa'da yönetime karşı büyük bir ihtilal oldu. Bu ihtilal'de, zengin olan fakat yönetimde hak ve yetkileri olmayan Burjuva sınıfı, fakir halka öncülük etti. Bundan sonra Avrupa'daki bütün sosyal patlamalarda ve hareketlerde Burjuva Sınıfı'nın öncülüğü görülecektir.
Böylece Avrupa'nın ortaçağ halk sınıfları arasındaki egemenlik yetkisinin soylular ve din adamlarından sonra burjuva sınıfına geçtiğini görüyoruz. Hatta bazı ülkelerde güçlenen işçi sınıfı yönetimi ele geçirdi.
Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, ulusçuluk düşünceleri de kralların ve imparatorlukların yıkılmasına, onun yerine ulus esasına dayanan devletlerin kurulmasına neden oldu. (Bunda 1789 Fransız ihtilalinin etkisi büyüktür) Bu ihtilali Avrupa'daki diğer ihtilaller takip etti.
Birinci Dünya Savaşı: Osmanlı Imparatorluğu, Avusturya Macaristan Imparatorluğu, Rus çarlığı gibi imparatorlukların yıkılmasına neden olunca, Avrupa'da imparatorluklar dönemi sona erdi. Demokrasi esasına dayanan devletler bu idare biçimi içinde serbest ekonomi (kapitalizm) yolu ile geliştiler. II. Dünya Savaşı'nda dünyanın büyük bölümünde bağımsız devletler kuran toplumlar, yeni ekonomik bağımlılıkların ve sömürü biçiminin içine girdiler.
Ortaçağ Avrupasında Din ve Düşünce Yaşamı :Hıristiyanlık dininde iki büyük mezhep ortaya çıkmıştı;  Katoliklik ve Ortodoksluk.
Katolik Mezhebi :  Daha çok, Orta , Kuzey ve Batı Avrupa'da yaşayanlar bu mezhebi benimsemişti. Dini merkezi Roma, dini lideri ise "Papa " dır.
Hz.Isa'nın yeryüzündeki vekili sayılan papaların Aforoz ve Enterdi gibi güçlü yetkileri vardı. Aforoz,  kişiyi dinden çıkarma ve toplum dışına itme anlamına, Enterdi ise kralıyla birlikte bir ülkenin cezalandırılması anlamına gelmektedir.
Ortodoks Mezhebi :  Daha çok Balkanlılar ve Rus'lar ( Slavlar) bu mezhebi benimsemişti. Dini merkezi Istanbul ,dini liderleri ise "Patrik" tir.

MAGNA CHARTA ( Büyük koşul ) : 1215 yılında Ingiltere'de kralla halk temsilcileri arasında karşılıklı olarak imzalanan bir belgedir. Bu belgeyle kralın halka karşı yetkileri ilk kez kısıtlanmış ve toplumsal ilerlemenin hızlanmasının koşulları yaratılmıştır. Igilterede parlemento oluşturuldu. Dünyada ilk Anayasal harekettir. Bu belgeye göre;
1. Kral, uyruklarının oluru olmadan yeni vergi koyamayacak ve vergi oranlarını artıramaya-caktı.
2. Özgür kişiler haksız yere tutuklanamayacak ve yargılanmadan cezalandırılamayacaktı.
Magna Charta bir anayasa niteliğindedir. Kralın yargı ve yürütme yetkilerinin kısıtlanma-sıyla başlayan süreç, parlamentonun kurulmasına, meşrutiyete ve hukuk devletine geçilme-sine, parlamentonun üstünlüğünün kabul edilmesine, insan hakları ilkelerinin yayınlanması-na ulusal egemenlik ve demokrasinin uygulanmasına kadar gelişmiştir. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın gerekçesini oluşturan Magna Charta; karşılıklı imzalanan bir belge olması ve ilk kez hükümdarın yetkilerinin kısıtlanması açısından ( biçimsel ) Osmanlı tarihinde 1808 yılında imzalanan Sened-i Ittifak'a benzer. Hükümdarın yetkilerinin ilk kez halka karşı kısıtlanması, ilerici-devrimci bir eylem olması, hukuk devletine ve meşrutiyete yol açması açılarından ( özünde ) 1839'da yayınlanan Tanzimat Fermanı'na benzer.

COĞRAFI KEŞIFLER: Pusulanın bulunması, gemiciliğin ilerlemesi, coğrafya bilgisinin ilerlemesi, cesur gemicilerin yetişmesi, çeşitli sınıfların zengin olma isteği coğrafi keşiflere neden olmuştur. Osmanlı, zengin ve konumu iyi olduğu için coğrafi keşiflere iştirak etmedi. Coğrafi keşifler sonucunda; Asya ticareti ümit burnuna kaydı. Osmanlı ve Islam ülkeleri ekonomik kayıplara uğradı. Portekiz ve ispanya ilk sömürgeleri kurdular.Burjuva sınıfı doğdu. Sanayi devriminin ön koşulları oluştu. Keşiflerin ana nedeni: Ispanya ve Portekizin Akdeniz ticaretinden faydalanamamasıdır.
RÖNESANS: Italyada başlayıp avrupaya yayılan bilim vs. alanındaki gelişme ve değişmelere Rönesans denir. Soylularla halk arasında farklılık ve çelişki arttı. Hümanizm ve pozitif düşünce gelişti. Dinsel konular tartışmaya açıldı. Bilim teknik gelişti.
REFORM: Almanyadan başlayan dinsel nitelikli hareketleri reform denir. Alman kilisesi papaya bağlı. Martin Luter incili ilk defa tercüme etmiştir. Reform sonucunda yeni mezhepler ortaya çıkmıştır. Protestan, kalvenizm, algini kalvenizm¦ Katolik kilisesi kendi içinde reform yaptı. Laik eğitime geçildi. Yeni mezheplerden dolayı yeni tarikatlar çıktı. Mezhep savaşları başladı.   

HAÇLI SEFERLERI(1096-1272)
Orta çağda Avrupalıların Akdeniz Ticaretinden, dolayısıyla dünya ticaretinden yararlanmak,Akdeniz ticaret yollarını Avrupalılara kapayan Islam birliğini yararak Doğu Akdeniz limanları aracılığıyla ipek ve baharat ticaret yolları ile bağlantı kurmak amacı ile yaptıkları seferlere Haçlı Seferleri denir. 1096- 1272 yılları arasında sekiz haçlı seferi yapıldı. Bunlar arasında en önemli dört tanesi sırası ile şunlardır:
-1.Haçlı Seferi(1096-1099)
-2.Haçlı Seferi(1147-1149)
-3.Haçlı Seferi (1189-1192)
-4.Haçlı Seferi(1202-1204)
HAÇLI SEFERLERININ NEDENLERI:
Dini nedenler;
a)Hıristiyanların kutsal yerleri geri almak istemeleri: Hz . Ömer Kudüs'ü aldıktan sonra oradaki Hıristiyan ve Musevilere dini bir takım haklar ve imtiyazlar vermişti .Abbasiler devrinde Harun Reşit ile Şarlman arasında yapılan anlaşmaya göre de:Hıristiyanlar, Kudüs ve dolaylarındaki kutsal yerleri serbestçe ziyaret edebileceklerdi. Bu durum 11. yüzyıla kadar böylece devam etti. Bu yüzyılda .Ön Asya'nın siyasal durumunda bazı değişiklikler olmuştu. Mısırdaki Fatimilerle Abbasiler ve Selçuklularla Fatimiler arasında birçok anlaşmazlıklar çıkmış ve savaşlar başlamıştı. Ön Asya ' nın bu karışık durumundan yararlanmak isteyen kimi mutaassıp papazlar , Müslümanlar aleyhine birçok yalanlar uydurarak Hıristiyanları kutsal yerleri almak için kışkırtmaya başladılar.
b) Papa tarafından kurulan kluni tarikatının faaliyetleri :Orta çağda Avrupa'da Müslümanlarla çarpışmak için kurulmuş olan Kluni tarikatına bağlı bir çok papazlar ve kimi papalar da Hıristiyanları ve özellikle derebeyleri ve şövalyeleri Müslümanlarla savaşa kışkırtıyorlardı(Piyer LERMIT).
c) Hıristiyanların Taassupları : Orta çağ Hıristiyanları, cennete gitmek için Kudüs'ü ziyaret etmenin şart olduğuna inanırlardı. Ayrıca, günah işleyen kimseler de bu günahlarından kurtulmak için kutsal yerleri ziyaret etmek zorunda idiler. Gene Hıristiyan inanışına göre, Hz. Isa uğruna ölen bir kimse doğruca cennete giderdi. Işte Hıristiyanlardaki bu inanışlar ve koyu taassup Haçlı seferlerinin en önemli nedenlerinden idi.
Siyasi nedenler;
a) Türklerin Anadolu'ya girerek Bizans Imparatorluğu'nu tehdit etmeleri
b) Bizans Imparatorluğunun Avrupalıları Müslümanlara karşı kışkırtmaları:
Bizanslılar, 11. Yüzyılda Selçuklu Türklerinin baskısı karşısında kalmışlar,
Anadolu'yu ellerinden çıkarmışlardı. Türkleri tek başlarına Anadolu'dan çıkaramayacaklarını anlayan Bizanslılar, Avrupa krallarına başvurarak, Hıristiyanlığın bir doğu kalesi, dünyanın Akropolisi olarak kabul olunan Bizans'a yardım edilmesini istiyorlardı.
c) Papanın nüfuzunu arttırmak istemesi
d) Senyör ve şövalyelerin serüven arzuları:Derebeylerin, şövalyelerin savaş ve dövüşe olan merakları, serüvenli bir hayat yaşamak, seyahat etmek, bilinmeyen ülkelere gitmek, buralarda kendilerine ün kazandıracak işler görmek gibi arzuları da Haçlı Seferlerinin önemli nedenlerinden biridir.
Ekonomik nedenler;
Avrupa'nın fakirliği, Islam Dünyası'nın zenginliği ve Doğu ticaret yollarının Müslümanların elinde olması :
Orta çağda doğu ülkeleri ve özellikle Islam memleketleri bolluk ve zenginlik içindeydiler. O zamanlar dünyanın en büyük ticaret yolları olan Ipek ve Baharat yolları, Türklerin ve öteki Müslüman milletlerin ellerinde idi. Avrupalılar orta çağda kendilerine gerekli olan her şeyi, Suriye, Filistin ve Mısır limanlarından alırlardı. Oraları gören ve Kudüs'ü ziyaret eden Hıristiyanlar, Islam ülkelerinin zenginliğini çok abartarak halka anlatıyorlardı. Orta çağda yokluk ve sefalet içinde bulunan Avrupalılar bu zengin Islam ülkelerine gitmek, büyük ticaret yollarını ve bunların Orta Doğudaki limanlarını elde etmek, dolayısıyla zengin olmak istiyorlardı.
I. HAÇLI SEFERI(1096): Bu ilk Haçlı kitlesinin Türkler tarafından bozulup dağılmasından sonra Avrupa'dan prens, kont ve düklerin idaresinde, çoğunlukla zırhlı askerlerden oluşan düzenli ordular harekete geçti.Istanbul'da toplanan bu Haçlı askerlerinin sayısı yaklaşık 600.000 kadardı. 1097 ilkbaharında Haçlı orduları Anadolu yakasına geçirildiler. Bu Haçlı ordularının ilk hedefi Selçuklu başkenti Iznik'ti. Bu sırada Sultan I.Kılıç Arslan Malatya'yı kuşatmıştı. Haçlılar da Iznik'i kuşatmaya başladılar. Sonunda I. Kılıç Arslan Iznik önlerine gelerek Haçlı ordusuna saldırdı. Bütün gün süren savaşta Türkler başarılı olamadılar. Iznik'teki Türk birliği şehri Bizans'a teslim ederek katliamdan ve yağmalanmaktan kurtardı. Haçlılar Iznik'ten sonra Eskişehir yönünde harekete geçtiler.
Kılıç Arslan, Eskişehir'den uzak olmayan bir yerde karargah kurmuş olan Haçlılara saldı. Fakat Türkler üstün sayıdaki düşman karşısında çekilmek zorunda kaldı(1097). Kılıç Arslan bundan sonra Haçlılar'ı yıpratmak istedi.
Sonunda Haçlı ordusu Antakya'ya kadar ilerleyerek şehri kuşattı. Selçuklu Sultanı Berkyaruk, Musul emiri Kürboğa'yı Haçlılar'ın üzerine bir seferle görevlendirdi. Bu sırada Haçlılar Antakya'ya girdiler(1098). Selçuklu ordusu şehrin düşmesinden üç-dört gün sonra Antakya önüne geldi. Ancak bu Selçuklu ordusu Kürboğa'nın idaresizliği yüzünden Haçlılar'a yenildi.
Haçlılar bu olaydan sonra Kudüs'e doğru ilerlediler ve Ortaçağ'ın en müstahkem yerlerinden biri olan bu şehri kuşattılar. Haçlılar Fatımiler'in idaresindeki Kudüs'ü 1099'da ele geçirdiler. Haçlılar böylece hedeflerine ulaştılar ve Kudüs'te Latin Devleti'nin ilk krallığını kurdular. I. Haçlı Seferi sonunda Ortadoğu'nun siyasi durumu değişmiş, Urfa Kontluğu'nun ve Antakya Prinkepsliği (princeps: başkan, hükümdar) kurulmuştu. Daha sonra 1101 yılında düzenlenen üç Haçlı Seferi ise tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Türkler Eskişehir önündeki yenilginin acısını çıkarmış oldular. Haçlılar da artık Türkler'in Anadolu'dan çıkarılamayacağını kesin olarak anlamışlardı.
IKINCI HAÇLI SEFERI(1147-1149) :Haçlılar ancak Iznik-Balıkesir-Bergama-Izmir-Efes-Denizli-Antalya yolu ile Akdeniz kıyılarına indiler ve Antalya'dan deniz yolu ile Suriye'ye geçebildiler.Ikinci Haçlı ordusu daha sonra Şam'ı kuşattı ama bir sonuç elde edilemedi.    Imadettin Zenginoğlunun (Musul Atabeyi) Urfa'yı alması üzerine. Anadolu Selçuklu 1.Mesut, alman imparatorunun komutasındaki haçlı ordusunu konyada yenmiştir.
ÜÇÜNCÜ HAÇLI SEFERI(1189-1192)     Selahhaddin Eyyubi bu başarılarının ardından ,1187 Temmuzunda Hattin'de büyük bir Haçlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaşta Kudüs Latin kralı Gui de Lusignan başta olmak üzere ,krallığın ileri gelenlerinden pek çoğu Selahaddin Eyyübiye tutsak düştü. Bu zaferden sonra, Selahaddin Eyyübi, Haçlılardan 4 Temmuz 1187'de Taberiye'yi 9 Temmuz 1187 'de Akka'yı, 29 Temmuz 1187'de Sayda'yı ,Ağustos 1187'de Beyrut'u ,Eylül 1187 'de Askalan'ı ve Gazze 'yi aldı. 1174'te Nureddin Mahmud bin Zengi'nin ölümü üzerine mısır'da bağımsız bir devlet kurup durumunu sağlamlaştırdıktan sonra Haçlılarla mücadeleye girişen Selahadin Eyyübi ,Haçlıları önce Merc-i Uyun'da yendi daha sonra ellerinde tuttukları Beyt-u Ahzan kalesini aldı.2 Ekim 1187'de de Kudüs Latin krallığının başkenti olan Kudüs de Selahaddin Eyyübi'nin eline geçti. Selahaddin Eyyübi'nin kazandığı bu başarılar Üçüncü Haçlı Seferi'nin başlamasına neden oldu.
Alman Imparatoru Friederic I. Barbarossa çok büyük bir ordu ile Anadolu'ya girdi. Haçlıları yine başlarında Kılıç Arslan II.nin bulunduğu Anadolu Selçukluları karşıladı. Ancak yaşlanmış olan Kılıç Arslan II. ,Haçlılar Anadolu'ya girdikleri sırada, ülkesini on bir oğlu arasında bölüştürmüştü; dolayısıyla Anadolu Selçuklu Devleti siyasal birlikten yoksundu. Almanlar Anadolu'da ilerlerken önce göçebe Türkmen boylarının saldırılarına uğradılar. Konya önlerinde de asıl Anadolu Selçuklu Devletinin kuvvetleri ile karşılaştılar. Haçlılar Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti olan Konya'yı almayı başardılar. Burada Haçlılar ile Selçuklular arasında yapılan bir anlaşma gereğince, Anadolu Selçuklu Devleti'nin ileri gelenlerinden yirmi beş kişi rehin olarak Haçlılara verilmiştir .Bu sayede Haçlıların savaşmadan ve bir saldırıya uğramadan Anadolu'yu geçmeleri sağlandı. Haçlılar Konya'dan sonra Karaman yönünde harekete geçtiler. Ancak Toroslar'da Anadolu Selçuklu denetiminden bir dereceye kadar bağımsız olan göçebe Türkmen boylarının saldırılarına uğradıklarından, ellerinde rehin bulunan yirmi beş Selçuklu beyini öldürdüler. Ama Friederich I. Barbarossa Kudüse ulaşmadan, Tarsus çayı olarak bilinen Kydnos çayında boğularak öldü. Ordusu Akdeniz kıyılarını izleyerek Filistin'e ulaştı.
Alman imparatorunu karadan Kudüs'e gitmeyi seçmesine karşılık Ingiltere kralı Aslan Yürekli Richard ile Fransa kralı Philippe-Auguste ,Italyan kentlerinin de yardımı ile ,deniz yolu ile Filistin'e geldiler. Haçlılar ilk iş olarak, Akka kalesini karadan ve denizden kuşatıp ele geçirdiler. Ancak yine aynı sırada Philippe-Auguste , Richard ile anlaşamadığından seferi terk ederek ülkesine döndü. Böylece , hem Haçlıların gücü azalmış ,hem de başlarına iyi bir asker, ama kötü bir siyasetçi ve devlet adamı olan Richard geçmiş oldu.
Üçüncü Haçlı seferinden Haçlıların tek başarıları Akka kalesini almak oldu.
4. HAÇLI SEFERI (1202-1204): Alman imparatoru Heinrich 3'ün düzenlediği 3. Haçlı Seferine Venedikliler de bütün deniz kuvvetleri ile katıldılar. Ancak bu haçlı seferi Kudüs yerine Ortodoks Bizans'a karşı yapıldı.
Seferin Bizans'a yönelmesinin temel nedeni Akdeniz ve Karadeniz ticaretinde Bizans ve Venedik arasındaki rekabet , Bizans'ta Angeloslar arasındaki imparatorluk çekişmeleri ve Latinlere karşı duyulan derin düşmanlık duyguları idi. Bizans'taki taht kavgaları , gerek Venediklilerin , gerekse öbür haçlıların Bizans'ın iç işlerine karışmalarına olanak tanıyordu .
1195'te tahttan indirilen ve gözleri kör edilen Isaakios 2'nin Angelos'un oğlu prens Aleksios hapisten kaçıp Venedik'e gelmiş ve babasının yerine geçmiş olan Aleksios 3 Angelos'a karşı Venedikliler ve öbür haçlılardan yardım istemişti. Bunun üstüne , Haçlı ordusu , Kudüs seferinden vazgeçerek , Aleksios'un isteğini Bizans'ın kendilerine büyük bir para vermesi karşılığında kabul etti. Venedikliler de Haçlı ordusunun atlarını ve erlerine, para karşılığı Bizans önüne taşımayı kabul ettiler . Haçlı ordusu 24 Haziran 1203'te Istanbul'a geldi ve kent 17 Temmuz 1203'te Haçlıların eline geçti. Daha önce tahttan indirilmiş olan Isaakios 2 Angelos yeniden tahta çıkarıldı , oğlu Aleksios da , Aleksios 4 adı ile ortak imparator ilan edildi. Ancak bu durum çok sürmedi , Bizanslılar haçlılara vermeyi vaat ettikleri parayı ödemeyince haçlılar davranışlarını değiştirdiler . Önce Istanbul önlerinde Venedikliler ile öbür Haçlılar,Bizans Imparatorluğu topraklarını aralarında bölüştüren bir anlaşma imzaladılar; ardından da 13 Nisan 1204'te saldırıya geçerek kente girmeyi başardılar .
Bizans üç gün süre ile yağma edildi yakılıp yıkıldı . Haçlılar kente egemen olduktan sonra daha önce Mart 1204'te Istanbul önlerinde kendi aralarında yaptıkları ve Bizans imparatorluğu topraklarının bölüştürülmesi ile ilgili anlaşmaya uygun olarak imparatorluk topraklarını kendi aralarında payettiler. Daha sonrada Haçlı komutanlarından Marki Bonifacio di Monferratto'yu imparatorluk tahtına çıkardılar . Böylece Istanbul'da bir Katolik Latin imparatorluğu kurulmuş oldu. (1204-1261) Iznik, Trabzon'da rum devleti kuruldu.
HAÇLI SEFERLERININ SONUÇLARI: Anadolu Selçuklu, Eyyubiler ve Musul Atabeyliği haçlılarla savaşan Türk devletleridir. Bu sıralar Abbasiler'in sadece dini gücü kalmıştır. Doğu-batı ticareti gelişti. Venedik, cenova, Marsilya limanları önem kazandı. Hristiyanların kiliseye balılığı azaldı. Kudüs Müslümanlarda kaldı. Akılcı ve bilimci düşünce yayılmaya başladı. Derebeyliklerin gücü zayıfladı. Burjuvalar güçlendi. Coğrafi keşifler başladı. Merkezi krallıklar güçlenmeye başladı. Barut, pusula, kağıt ve matbaayı öğrendiler. Barut: Derebeyliklerin yıkılmasına, Pusula: Coğrafi keşiflere kağıt ve matbaa: Rönesans ve Reforma neden olmuştur.

Konunun Devamlarını Görmek Için Aşağıdaki Linkleri Tıklayanız

Ayrıca Bakınız

Tarih Haritaları

Tarih Konular

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kpss Genel Kültür

Kpss Tarih

Kpss Coğrafya

Kpss Anayasa

Kpss Vatandaşlık

Kpss Çıkmış Sorular