Ahilik ve Kültür Tarihimizdeki Önemi

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Konuları

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Ahilik ve Kültür Tarihimizdeki Önemi

Ahilik ister aslı Arapça olan den ister Türkçe akıdan alınmış olsun her ikisinin de anlamı birbirine yakındır. Bir başka ifade ile bu iki kelime anlamdaştır. Birincisi kardeş anlamındadır. Bu anlamda birbirini gözeten kardeşinin her türlü ihtiyaç ve durumunu göz önüne alan kişi; ister aynı ana babadan dünyaya gelen kimseler olsun ister bu anlayışı benimsemiş kendisine kardeş olarak seçmiş olduğu kimselerin bir arada yaşamaları şeklinde ortaya çıkmış olsun kardeşi için her türlü fedakarlığı göze aldığından birinci anlamıyla kardeştir. Ikinci anlamda da;  kelimesi eli açık cömert yiğit anlamındadır. Anadolu'da tıpkı Türkçedeki dakının dahiye dönüşmesi gibi akının da ye dönüşmüş olması muhtemeldir. Bunun için hem anlam yakınlığı hemde anlayış ve yaşayış bakımlarından eski Türklerdeki akılı. Müslüman Türklerde Anadolu'da XIII. Yüzyıldan itibaren de ahilik tarzında devam etmiştir.


Ahiliğe mensup olanlara  dendiği gibi fütüvvet sahibi demek olan feta dendiğinide biliyoruz. Ahilerin tüzüğü olarak kabul edileb Fütüvvetnamelerde;  ve feta hiç tereddüt edilmeden aynı anlamda kullanılmıştır. Onun için açıkça ifade etmek gerekirse ahilik Anadolu'da Müslüman Türkler tarafından teşkilatlandırılarak yaşatılan bir müessesedir.Bu müessesenin ticari ekonomik ve kültürel özellikleri yanında toplumu ayakta tutan ve Anadolu'nun her yanına yayılan bir organizasyon olduğu görülmektedir. Nitekim XIV. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu'yu dolaşmış olan Kuzey Afrikalı Müslüman seyyah Ibn Batuta hemen her gittiği şehir ve köyde ahileri aramış rahatlıkla söyleyebiliriz ki notlarında belirttiği yerlerin yüzde doksanında bulmuştur.1Bu kurumun asıl teşkilat olarak şehrin esnaf ve sanatkarları arasında yaygın olması yanında halkın diğer kesimini de içine alan bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Zira ahiliğe mensup olanların bir araya geldikleri Tekke ve Zaviyeler hem mensuplarının her gün bir araya geldikleri kültür ocakları hem de o şehre ve köye dışarıdan gelmiş misafir ve yabancıların sığınaklarıdır.

Bu kültür ocakları aynı zamanda genç üyelerinin eğitimlerini de üstlenmiş bir eğitim merkezidirler. Bu ocaklarda yetişen gençlere her şeyden önce kendisinden önce başkasını düşünme terbiyesi verilirdi. Daha da ileri gidilerek Insan sevgisi aşılanılırdı. Ahi zaviyelerinde işçi ve çırak konumundaki gençlerden başka öğretmenler müderrisler kadılar hatipler vaizlerle usta ve yöneticiler gibi şehrin ileri gelen olgun ve faziletli kimseleri de bulunurdu. Ya da zaman zaman buralara konuk olurlardı. Bunlar hem sohbetleri hem de davranışları ile yetiştirici ve eğitici oldukları gibi tekkenin mensubu olan gençler aynı zaman da kendi meslekleri ile ilgili bilgiler de öğrenirlerdi. Bu arada dolaylı olarak da iş hayatını ilgilendiren insanlarla münasebetlerini düzenlemede rol oynayan ve daha açıkçası hayat görüşünü etkileyip belirleyen bilgileri bizzat görerek öğrenmeleri mümkündü.2

Zaviyelerde verilen bu teorik bilgiler arasında en önemli yeer şüphesiz zaviyenin şeyhinin bağlı bulunduğu tarikatın disiplinleri alırdı. Bunlar da zaten Fütüvvet-namelerde belirlenmiş kurallardı. Bu Fütüvvet-nameler ahilerin günlük hayatını ve yaşayışlarını şekillendiren görüş ve düşüncelerini ihtiva eden eserlerdir. Bu eserleri okuyarak onlar inanç esaslarına dair olan bilgileri alırlardı. Ahi zaviyelerine kabul olunanlar ahi terbiyesini ahilik meşrebinin gerektirdiği esasları okuyarak dinleyerek ve kardeş erlerle öğretmen ahilerle birlikte yaşayarak görerek alıyorlardı. Ve bu eğitim öğretim bütün hayatı kucaklıyordu.3

Refik Soykut: Ahiler ve Ahilik; halinden memnun geleceğinden emin inanmış ve yaralı işle yönelmiş mutlu kişilerin oluşturduğu bir esnaf kitlesi güçlü ve yaygın bir orta sınıf yaratmış. Çağımızın hasreti çekilen sanat ticaret ve iş ahlakı yanında kooperatifçilik-sendikacılık-sosyal güvenlik-standart üretim-kalite ve fiyat kontrolü gibi başlıca sorunları asırlar boyu rahatlıkla ve başarı ile çözümlemiştir.4 diyerek Ahiliğin tarih içinde yerine getirdiği faaliyet anlamlarına karşılık günümüzdeki fonksiyonlarını bir cümle halinde ifade etmiştir. Iş ahlakı her devirde ve her toplumda aranır. Peki güvenirliliği işini mükemmel yapmayı işi ehline vermeyi ve kolaya kaçmadan her şeyi kendi gücüyle kendi alın teriyle kendi bileğinin hakkıyla yapmayı gerektiren bu iş ahlakı nasıl tesis ediliyordu?

Işinde hile yapan mesleğini kötüye kullanan esnafın ahi teşkilatlarının Osmanlılardaki devamı olan loncadan çıkarılması kethüda ve ihtiyar heyeti kararıyla olurdu. Loncadan çıkarılan bir kişi bir daha bu mesleğe dönemezdi. Esnaf yaptığı hile veya sattığı maldan hakkından fazla aldığı ücret oranında ya meslekten çıkarılma ya da falakaya yatırılma cezasına çarptırılırdı.

Sağlıksız mal üretenlerin kalitesine uyulmayan malların toplatıldığı esnaf aynı zamanda kendisi yolsuz ilan edilirdi. Yolsuz olanlarla diğer esnaf ve müşteriler alışverişte bulunmazlar böylece de ona uygulanan bu ambargo sonucunda da o kişi mesleğinde barınamazdı tutunamazdı. Nitekim vesikalardan anlaşıldığına göre bu türlü uygunsuz yola sapan esnafların hak ettikleri cezaları aldıkları görülmektedir. XVIII. Yüzyılda Istanbul'da bir esnaf kılıç kabzasını abanoz ağacına benzeterek boyadığı ve abanoz ağacından yapılmış gibi gösterdiği için derhal meslekten çıkarılmış ve yolsuz ilan edilmiştir. Sattığı süte su kattığı için sütçünün birinin kuyuya sarkıtıldığını; bozuk kantar kullanan oduncunun altmış okkalık kantarı omzuna yükletilerek çarşı-pazar dolaştırıldığını; kötü pekmez sattığı için pekmez küpünün başına geçirildiğini tarihi belgelerde görmekteyiz.5

Ahiliğin kurucusu olarak kabul edilen Ahi Evran (1172-1262) esnaf ve sanatkarları bir birlik altında toplayarak sanat ve ticaret ahlakını üretici ve tüketici çıkarlarını güven altına almak suretiyle toplumda var olan politik ve ekonomik çalkantılar içinde onların yaşama ve direnme gücüne sahip olmaları sağlanmıştır. Burada göz önünde bulundurulan çok önemli bir özellik vardır. Bu özellik ahiliğe bağlı olanların mensup oldukları medeniyetin unsurlarını ve özelliklerini kendi hayatlarında temsil etmiş olmalarıdır. Bu medeniyet de Islam medeniyetidir. Islam medeniyetinin insana verdiği değeri kavrayan ahilik müntesipleri sadece dış görünüşteki temizliği değil aynı zamanda ruh zenginliğinin kazandırdığı iç temizlik ve ruhi enginlik gibi yüce insani değerleri de hem kendi hayatlarında uygulamış hem de bu konuda başkalarına örneklik etmişlerdir.

Ayrıca Bakınız

Kanuni Sultan Süleyman

Hürrem Sultan

Mihrimah Sultan

Pargalı Ibrahim Paşa

Anadolu Türk Beylikleri

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

Türkiye Selçuklu Devleti Haritaları

1.Dünya Savaşı Haritaları

Türkiye Haritalar

Dünya Haritaları