7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Notları Özeti Konusu

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Konuları

Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

   7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Notları Özeti Konusu               

1.ÜNİTE:İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ

İletişim Bir Sanattır

     İletişim, bireylerin karşılıklı bilgi,duygu ve düşüncelerini paylaşmasıdır.Sağlıklı iletişim kurmak için düşüncelerimizi açıkça söylemeli,karşımızdaki kişiyle göz teması kurarak davranışlarını gözlemleyebiliriz.Bireylerin hareketlerine ve beden diline bakarak onlarla olumlu iletişim kurabiliriz.

     İletişimimizi etkileyen önemli davranışlardan biri de kendimizi tam ve doğru biçimde ifade etmektir.Karşımızdakilerle konuşurken emir cümleleri kullanmamalıyız.Karşımızdaki kişinin davranışlarını anlamaya çalışmalıyız.Olumlu iletişim kurabilmek için kendimizi tam ve doğru ifade etmeliyiz.Söyleyeceklerimizi eksiksiz söylemeli karşımızdakini önemsemeli ve onu cesaretlendirmeliyiz.

      Karşımızdakini sorgulamak,iletişimi olumsuz yönde etkiler.Kendi yaşamımızda bu tür davranışlarla karşılaştığınızda nasıl tepki verdiğinizi hatırlayın.

      Arkadaşlarımız bizden farklı düşündüğünde onlara kızmak yerine düşüncelerine saygı göstermek iletişimimizi olumlu yönde etkiler.Kendimizi arkadaşlarımızın yerine koyarak olaylara onların gözünden bakabilirsek iletişimi kolaylaştırmış oluruz.Başkasının mutluluklarına da ortak olmalıyız.

     Çevremizdeki insanlara isteklerimizi kabul ettirmeye çalışmak onları değiştirmek anlamına gelir.Oysa ki hiçbir insanın diğerini değiştirmeye hakkı yoktur.Sadece kendini değiştirme hakkına sahiptir.Bu durumda bireyler arasında çatışma ihtimali artar.Bu nedenle olumlu ilişki kurabilmek için kafamızdaki kurallara göre davranmak yerine ortak davranış şekilleri bulmalı.

İlk İzlenim ve İyi Bir Dinleyici Olmak İletişim Biçimimizi Belirler

      İletişimi olumlu ve olumsuz etkileyen tutum ve davranışlar;kendini doğru ifade etme, etkin dinleme,ön yargısız yaklaşım, empati kurma,bireysel farklılıklara aygunhoca.com  saygı,uzlaşma,problem çözme,etkili reddetme gibi başlıklar altına sıralanabilir.İnsanlar arasına kurulan olumlu ilişkilerde iletişi olumlu etkileyen tutum ve davranışları sergilemek gerekir.İyi bir dinleyicinin özellikleri şöyledir;

1-Dikkatini karşısındaki kişiye verir.

2-Konuşmacıyı sözünü kesmeden dinler.

3-Konuşmacıyla göz teması kurar.

4-Son sözü söylemek için çabalamaz.

5-Dinlerken vereceği cevabı düşünmez.

6-Yargılamadan suçlamadan dinler.

7-Konuşmacının duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır.

8- Dinlerken başka işle meşgul olmaz.

Bir Tuşla Dünya Evimize Geldi

     Gazete,radyo,televizyon gibi kitle iletişim araçları insanlar arasında iletişim ve etkileşimi sağlar.Kitle iletişim araçları,insanlar arasındaki etkileşimi artırır.İnsanları  aygunhoca.com  bilgilendirir ve paylaşımları kolaylaştırır.İyi amaçlı kullanıldığında çok yararlı olan iletişim araçları,kötü amaçla kullanıldığında kişilere zarar verir.

     Düşünceyi açıklama özgürlüğü birçok başka özgürlüğün kaynağını ve temelini oluşturmaktadır.Kişinin varlığının temeli olan düşünceyi açıklama özgürlüğü,demokrasinin de temeli ve ayrılmaz bir parçasıdır.Bu özgürlük, serbest biçimde bilgi ve düşünceye ulaşabilme,düşünceyi aygunhoca.com .. açıklayabilme, başkalarına iletebilme, kimseyi düşünce ve kanaatleri nedeniyle suçlamamalıdır. Kişinin zihnindeki,açıklamadığı düşünceler düşünceyi açıklama özgürlüğü olarak kabul edilemez.

     Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir;bu hak serbestçe düşünme,hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğüne sahiptir.

Özgür Basın Demokrasinin Temelidir

     Düşünce özgürlüğünden,düşünce ve kanaatlerin çeşitli araç ve yollarla serbestçe açıklanması ve yayılması anlaşılmaktadır.Düşünce özgürlüğü sosyal gelişmenin temel koşulu, toplumun demokratik yapısının önemli göstergelerindendir.

     Basın özgürlüğü,bilim ve sanat özgürlüğü,yayın hakkı,dernek kurma özgürlüğü,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı gibi hak ve özgürlükler de düşünceyi açıklama özgürlüğünün tamamlayıcısı niteliğindedir.Düşünce ve kanaatler basında yayınlandığınaaygunhoca.com . basın özgürlüğü,bilim ve sanat araçlarıyla açıklandığında bilim ve sanat özgürlüğü adını alır.Basın ve haberleşme özgürlüğünün ilk koşulu,haber,düşünce ve kanıları serbestçe açıklama,öğrenme ve toplanma olanağının bulunmasıdır.

     Kitle iletişim özgürlüğü;doğru bilgi alma hakkı,düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün bir uzantısıdır.Bu özgürlüğü kullanırken özel hayatı gizliliği ve konut dokunulmazlığına saygı gösterilmelidir.Yayın organları,yanlış bilgilerde düzeltme yapmak ve haksızlığa uğrayan kişilerin düzeltme ve cevaplarını yayınlamak zorundadır.

Atatürk ve Kitle İletişim

     Mustafa Kemal ATATÜRK iletişime ve basına büyük önem vermiştir.Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Sivas’a gelmesinden sonra 14 Eylül 1919’da çıkarılan İradeyi Milliye gazetesi,Sivas Kongresi tutanaklarıyla Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün görüşlerini yaymakta etkin olmuştur. 

     Türkiye Büyük Millet Meclisini toplamak üzere ATATÜRK’ ün Ankara’ya gelişi üzerine , 10 Ocak 1920 günü,adını bizzat M. Kemal ATATÜRK’ ün koyduğu Hakimiyetimilliye gazetesi yayımlanmıştır. Sosyal bilimcilerin yardımıyla cumhuriyet yönetimi halka tanıtılmaya başlanmıştır.

      2.ÜNİTE:ÜLKEMİZDE NÜFUS

Yaşadığımız Yerler

     İnsanlar,tarih öncesi devirlerde doğal ortamı etkisiyle göçebe olarak yaşamışlar.Zamanla yerleşik hayata geçerek yaşadıkları ortamın kaynaklarını kullanmaya başlamışlar ve bazı ihtiyaçları karşılamak için diğer insan gruplarıyla ilişki kurmuşlardır.Nüfus dağılışını etkileyen faktörler şunlardır;

     DOĞAL ETKENLER

1-İKLİM

2-YERŞEKİLLERİ

3-BİTKİ ÖRTÜSÜ

4-SU KAYNAKLARI

     BEŞERİ ETKENLER

1-SANAYİ

2-TARIM

3-TURİZM

4-ULAŞIM

5-YER ALTI KAYNAKLARI

6-SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKENLER

Türkiye Nüfusunun Özellikleri

      Ülkeler,yirminci yüzyılın ortalarına kadar dünyada güçlü olmak için nüfus sayılarının fazlalığını yeterli ve gerekli görüyorlardı.Ancak günümüzde nüfusun sayısal fazlalığından çok nitelikleri üzerinde durulmaktadır.Bu nedenle ülkeler, sınırları içinde ne kadar insan yaşadığını ve bu insanların ne gibi özelliklere sahip olduklarını tespit etmek ihtiyacı duyarlar.

     Tarihte özellikle askere alınacak ve vergi verecek nüfusu belirlemek için nüfus miktarı bilinmek isteniyordu.Bu amaçla Osmanlı Devleti’nde ilk nüfus sayımı  II.Mahmut Döneminde 1831 yılında yapılmıştır.

     Ülkemizde Cumhuriyeti ilanından sonra ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır.Daha sonraki nüfus sayımı 1935’te ve bundan sonra sonu sıfır ve beş..aygunhoca.com .. ile biten yıllarda yapılmıştır.2007 yılından itibaren de Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine (ADNKS) geçilmiştir.Artık nüfusumuzun özellikleri Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası uygulamasıyla elektronik olarak tespit edilmekte.

     Bir ülke nüfusunun artması veya azalmasında  doğumlar ve ölümler belirleyici rol oynar.Eğer bir ülkede doğumlar ölümlerden fazla olursa nüfus artar.Bu doğal nüfus artışıdır.Göçler de nüfus artışına ve azalmasına sebep olur. Ülkeler içinde nüfus özelliklerini bilmek birçok bakımdan önemlidir.Özellikle geleceğe yönelik planlamaların yapılmasında,nüfusun cinsiyete göre yaş dağılışı bilinmelidir.Türkiye nüfus piramidi incelendiğinde;

1-Türkiye’de kadın ve erkek nüfusunun birbirine yakın olduğu,

2-Nüfus piramidinin taban kısmının geniş olmasından dolayı Türkiye’de doğurganlığın yüksek olduğu,

3-En fazla nüfusun kadın ve erkeklerde 10-14 yaş grubunda toplandığı,

4-Nüfusumuzun yarıdan fazlasının 30 yaşından küçük olduğu,

5-Yaşlı nüfus oranının düşük olduğu,

6-Türkiye nüfusunun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğu görülür.

     Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şehirleşme başlamıştır. Cumhuriyetin ilan edildiği ilk yıllarda nüfusumuzun çoğu kırsal kesimde yaşamaktaydı.Günümüzde 1950’li yıllardan itibaren kent nüfusunda belirgin bir artış olmuştur.

     Şehirlerdeki nüfus artışı doğal artıştan çok göçlerle olmaktadır.Kırsal kesimde özellikle tarımda makineleşme,ekilebilir arazilerin miras yoluyla bölünmesi işsizliğe neden olmuştur.Kentlerin sahip olduğu geniş imkanlar,köyden kente göçü hızlandırmış,büyük kentler çok göç almıştır.

Göçün Neden Ve Sonuçları

     İnsanlar İlk Çağlardan bu yana yerleşmek için yaşam şartlarının daha iyi olduğu yerleri aramışlardır.Ekonomik,siyasi,dini,sosyal nedenler ve doğal afetler yüzünden yaşam yerlerini değiştirmişlerdir.

     İnsanlar;doğal afetler,ekonomik,siyasi,etnik,dini ve sosyal nedenlerle yaşadıkları yeri terk ederek başka yerlere göç etmektedirler.Yurdumuzda son yıllarda köyden kente doğru bir göç yaşanmakta.Bu durum şehirlerde nüfusun hızlı artmasına,şehirlerde ciddi sosyal ve çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.İşsizlik ülke içinde,ülkeler arasında göçlere neden olmuştur.

Eğitim Ve Çalışma Hakkı

     Eğitim ve öğrenim hakkının nasıl kullanılacağı,yasal düzenlemeler ile ayrıntılı olarak belirlenmiştir.Ülkemizde herkese eğitim hakkı sağlanmıştır.Genç ve dinamik nüfusun fazla olması okul ve iş ihtiyacını arttırır.12 yıllık eğitimin yasalarla zorunlu olduğu yurdumuzda eğitim seviyesiaygunhoca.com hızla yükselmektedir.Fazla olan iş gücü,bölgeler ve ülkeler arasında işçi göçlerine neden olmaktadır.

Yerleşme Ve Seyahat Özgürlüğü

     İnsanlar,farklı amaçlar için bir yerden başka yerlere seyahat etmektedirler. Barınma,beslenme ve yaşam için yeni yerler aramak amacıyla başlayan ilk seyahatler günümüzde daha sık yapılmaktadır.Dünya nüfusunun artması ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler,seyahatin önem kazanmasını sağlamıştır.

     Vatandaşlarımız ülke içinde istedikleri yerlere seyahat edebilir ve yerleşebilirler.Bu hak,yasalarla güvence altına alınmıştır.Bazen yasalar içinde ve doğal etkenler nedeniyle kakımızı kullanamayız.Bu nedenlerden bazıları;

     Sağlıklı ve düzenli yaşam için.

     Suç işlenmemesi için.

      Salgın hastalıkların yayılmaması için.

                    3.ÜNİTE:TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK

Türklerin Yeni Yurdu Anadolu

     XI. yüzyıldan itibaren Türk boyları Anadolu’ya göç ediyorlardı ve burası bir Türk yurdu haline gelmeye başlıyordu.Anadolu üzerinde hakimiyetini kaybetmeye başlayan Bizans,Türkleri buradan çıkarmak istiyordu.Bizans ordusu ile Selçuklu ordusu Malazgirt ovasındaaygunhoca. karşılaştı.Selçuklu ordusu Bizans ordusunu mağlup etti.Böylece Anadolu Türk yurdu olmaya başladı.Bunun üzerine Anadolu’da Türk beylikleri kurulmaya başladı.

     I.Kılıç Aslan’ın ölümünden sonra da Türkiye Selçukluları Haçlı Seferleriyle mücadele etmek zorunda kaldı.Türkiye Selçuklularının kuvvetlenmesinden endişe duyan Bizans,büyük bir ordu ile Türkleri Anadolu’dan çıkarmak için harekete geçti.Bizans ve Selçuklu orduları Eğirdir Gölü yakınlarındaki MİRYOKEFALON’ da karşılaştı.Selçuklu ordusu Bizans ordusunu yenilgiye uğrattı (1176).Bu zafer Bizans’ın Anadolu’yu geri alma ümitlerini tamamen ortadan kaldırdı.

     Türkiye Selçuklu devleti ALAADDİN KEYKUBAT hükümdarlığında en güçlü dönemini yaşadı. ALAADDİN KEYKUBAT öldükten sonra ülke içinde karışıklıklar baş gösterdi.KÖSEDAĞ Savaşı’ndan sonra Anadolu’da Moğol hakimiyeti başladı. Son Selçuklu hükümdarı II.Mesut’un ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Devleti son buldu (1308).

     KÖSEDAĞ Savaşı sonrasında Anadolu’nun büyük bölümü Moğollar hakimiyetine geçti.Türkler,Türkiye Selçuklu Devleti’nin zayıflaması ve yıkılması sürecinde beylikler kurarak bağımsızlıklarını korumaya çalıştılar.Böylece Anadolu’da siyasi birlik bozuldu;yeniden beylikler dönemi başladı.Bu beylikler özellikler Anadolu’nun batısında,Moğol baskısından uzak Bizans İmparatorluğunun sınırında kuruldu.Kısa sürede Bizans’a ait olan toprakları fetheden Türk beylikleri Marmara ve Ege Denizlerine ulaştılar.Böylece Anadolu’nun tamamına yakını Türk hakimiyeti altına girdi.Beylikler Anadolu’da düzen ve asayişi yeniden sağladılar. 

Beylikten Devlete:Osmanlı’nın Kuruluşu

     Osmanlı Beyliği kurulduğu dönemde en küçük beyliklerden biriydi.Komşu beylikler çok daha güçlü ve geniş sınırlara sahipti.Başlangıçta ellerinde şehir denecek bir yerleşim yeri yoktu.Kayılar Boyu’nun hükümdarı Ertuğrul Gazi’nin ölümüyle oğullarından Osman Bey Kayıların başına geçti (1281).Başa geçtiği gün o yörenin beyleri huzuruna çıkarak bağlılıklarını bildirdiler.

     Osmanlı Beyliği’ndeki düzen ve adalet sayesinde pek çok yerden Türkler gelip Osmanlı topraklarına yerleşmeye başladılar.Osmanlı’nın büyümesi ve güçlenmesi Bizans tekfurlarını endişelendirmeye başladı.Dostça olan ilişkiler bozuldu.Osmanlı ve Bizans arasında ilk ciddi savaş 1301 yılında KOYUNHİSAR Savaşı ile gerçekleşmiştir.

     Bursa’nın 1326 yılında fethinden sonra Osmanlı Beyliğinin merkezi olmuştur.Bursa’nın ardından Bizans’ın Anadolu’da kalan son iki önemli şehri İznik ve İzmit ’de fethedildi.Bizans’ın Anadolu’daki topraklarının fethinden sonra Osmanlı Beyliği,batısında yer alan KARESİOĞULLARI Beyliği topraklarını savaş yapmadan ele geçirdi.Böylece Rumeli’ye geçişi sağlayacak olan Çanakkale Boğazı ve çevresi aygunhoca.com.,Osmanlı hakimiyetine geçti.Bu beyliğin donanması,asker ve komutanları da Osmanlı’nın hizmetine girdi.Bu sayede Rumeli’ye geçiş kolaylaştı.Geçişler için Bizans Gelibolu’daki ÇİMPE Kalesini Osmanlı’ya üs olarak 1353 tarihinde verdi.

Karaların ve Denizlerin Hakimi Osmanlı

     Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans İmparatorluğu,sürekli toprak kaybederek sadece İstanbul şehrinden ibaret olan bir devlet durumuna düşmüştür.II.Mehmet hayallerini süsleyen İstanbul’u fethederek, Bizans’a son verme hazırlıklarına,1452 yılında başladı.Önce planlarını bizzat çizdiği ŞAHİ denen toplar döktürdü.

Anadolu yakasında bulunan Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yapıldı.Boğazların kontrolü ve emniyeti sağlandı. II.Mehmet İstanbul’u kuşatmış,büyük toplarla surları dövüyor bir yandan da şehrin en zayıf yeri olan Haliç’e 70 kadırga kızaklar sayesinde girmiştir.29 Mayıs 1453 günü tüm askerlerin katılımıyla gerçekleştirilen hücumla İstanbul fethedildi ve Bizans İmparatorluğu yıkıldı.

Farklılıklara Rağmen

     Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürdüğü toprakları düşünelim.Üç kıtada 600 yıldan fazla hüküm sürmüş bir devlettir.Birbirinden farklı devletler yaşamıştır. Farklı din ve mezhebe inanan insanlar bir arada yaşamıştır.Hoşgörü ve adalet Osmanlı Devleti’nin fetihlerini kolaylaştıran en önemli faktörlerdendi.

Gez Dünya’yı Gör Konya’yı

     Malazgirt Zaferi ile başlayan Anadolu Türk tarihi içinde yüzyıllar boyunca pek çok eser ve şehirler yaşadıkları değişim ile Türk kültür,sanat ve estetiğini yansıtan yapılarla donatılmıştır.Mevlana Türbesi’ de Konya’da yer alan pek çok mimari eserden yalnızca biridir.Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış olan bu şehrimiz de Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en önemli eserleri vardır.

Lale Devri

     Elçiler Osmanlı kültür,sanat ve estetik anlayışını tanıtırken Avrupa’nın kültür, sanat ve teknoloji hakkında edindikleri bilgileri Osmanlı’ya aktardılar.Lale Devri Avrupa ve Osmanlı arasındaki barış dönemi olarak isimlendirilir.1726 yılında ilk matbaa açılmıştır.Van-Kulu Lügat ilk olarak basılan eserdir.

Yeni Kurumlarla Değişen Toplum Hayatı

     Matbaadan sonra değişen halkın yaşamı ilk Türkçe resmi gazete olan Takvimivekayi’ nin 1831 yılında haftalık olarak yayımlanmaya başlamasıyla daha da gelişmiştir.1840’da Posta NEZARETİ’de kurulmuştur.Haberleşme düzene girmiştir.Osmanlı Devleti’de telgrafı 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında kullanmıştır.Osmanlı Devleti ilk buharlı gemiyi 1827 yılında İngiltere’den alarak kullanmıştır.

                         4. ÜNİTE ZAMAN İÇİNDE BİLİM

Her Bilimsel Buluş Yeni Bir Başarıdır

     Teknoloji tarihi,insanlığın önce yaşayabilmek ,ardından yaşam koşullarını iyileştirmek,doğaya ve yaşam koşullarına karşı verdiği egemenlik mücadelesiyle doludur.Bu nedenle insana verilen unvanlardan biri de “araç yapan” dır.İlk üretilen araçlar tarımla ilgilidir.

     Tekerleğin ilk kullanıldığı yer MÖ 3700’lü yıllarda Mezopotamya’da Sümer uygarlığıdır.Tekerleğinin ilk örneğinin çömlek yapımında kullanılan çömlekçi tekerleği olduğu kabul edilmektedir.İnsanlar ağır nesneleri yuvarlak kütükler ve taşlar üzerinde kaydırmanın daha kolay olduğunu gördüler.

     Tarihte mürekkebi ilk kullanan uygarlıklardan biri Mısırlılar olduğu bilinmektedir.Mürekkebi elde etmek için,renkli mineralleri toz haline getirip, sonra bu tozu sıvıyla karıştırıp seyreltiyorlardı.Benzer teknikle başka uygarlıklarda da üretildi ve kullanıldı.

     Parşömen adını verdikleri bir kağıdın da mucidi olan Bergamalılar meşe mazısını,demir sülfatı ve reçineyi karıştırarak dayanıklı mürekkebi buldular. Türkler ise bezir yağını yakarak elde ettikleri isten yaptıkları bezir mürekkebini kullandılar.

     İnsanoğlu,tarih sahnesine çıktığı andan itibaren bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkıda bulunmuştur.Özellikle yaşama elverişli su kenarları ilk uygarlıkların ortaya çıktığı yerdir.Dicle ve Fırat ırmakları arasında Mezopotamya’nın,Nil Nehri etrafında Mısır’ın ve Sarı Irmak kenarında Çin Uygarlığının yükseldiğini görüyoruz.Bu uygarlıklar,tekerlek,barut,mürekkep, cam,tarım aletleri gibi buluşları gerçekleştirmişlerdir.

Söz Uçar Yazı Kalır

     İnsanlığın en büyük buluşlarından biri olan yazının günümüzdeki şeklini alması binlerce yıllık bir gelişmenin sonucudur.

     MÖ 4000’li yıllarda Sümerler,düşüncelerini ve çevredeki nesneleri kil tabletlere resmetmişlerdir.Zamanla kullanılan bu resimler resim olmaktan çıkmış kısa çizgi ve çizgi gruplarındanaygunhoca.com  oluşan harflere dönüşmüştür.Bu harflerle yazılan ve çivi yazısı denilen yazıda harfler artarak yaklaşık bin değişik karakter oluşmuştur.Bu durum yazıyı zor öğrenilir hale getirmiştir.Kuşkusuz insanlık Sümerlerle başlamaz,çok daha öncelere uzanır.Fakat onlardan kalan yazılı belge olmadığı için haklarında fazla bilgi yoktur.

     Arkeologlar,tarihte bilinen ilk yazı örneklerinin Mezopotamya,Mısır,Çin’de bulunduğunu belirtmektedir.Bu yazı örneklerinden anlaşıldığı üzere yazı,ticaret, hukuk,bilim,tarih gibi birçok alanda ve bilgi aktarımında kullanılmış.Üzerine yazılan malzemeler değişse de yazı insanlığın belleği olmayı sürdürecektir.

Türk ve İslam Devletlerinde Yetişen Bilginler

     Günümüzde kullandığımız araç gereçler ve yaşamımızı kolaylaştıran bilimsel gelişmeler insanlık tarihi boyunca farklı uygarlıkların katkılarıyla meydana gelmiştir.Türk ve İslam eserlerinde tanıtılan bilim insanlarından bazılarını tanıyalım;

     HAREZMİ:Coğrafya ve astronomi alanında çalışmaları vardır.

     BİRUNİ:Astronomi,coğrafya,matematik,tıp ve eczacılık alanlarında çalışmıştır.

     İBNİ SİNA:Tıp,matematik ve fizik alanlarında çalışmalar yapmıştır.

     ULUĞ BEY:Astronomi ve tıp alanlarında çalışmaları vardır.

Bilimsel Birikim Nasıl Oluştu?

     Pusulanın kullanılmaya başlanması,gemicilik tekniğinin ilerlemesi ve coğrafya bilgilerinin artması sonucunda açık denizlere çıkan Avrupalılar,yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.

     XV. yüzyılın sonlarından itibaren coğrafi keşifler,Dünya ile ilgili bilgilerin artmasına yol açmıştır.XV ve XVI. Yüzyıllar arasında bazı yenilik ve gelişmeler başlamıştır.Rönesans adı verilen bu yenilikler özgür ve bilimsel düşünceyi geliştirmiştir.Akıl,bilim,deney ve gözlemin ön plana çıkması bilim ve tekniğin gelişmesinin yolunu açmıştır.XVI. yüzyılda Almanya’da başlayan Reform hareketleri tüm Avrupa’ya yayılarak eğitimde kilise hakimiyetine son vermiş,böylece düşünceyi ve gelişmeyi engelleyen etkenler ortadan kaldırıldı. 

Aydınlanma Çağı ile akla dayanan düşünce sistemi Avrupa’ya egemen olmuştur. Bu dönemde özellikle doğa bilimleri hızlı bir gelişme göstermiştir. Tüm bu gelişmeler teknik alanda da büyük ilerlemeye yol açmıştır.XVIII.yüzyılın sonunda buharlı motorun icadıyla üretimde kol gücünden makine gücüne geçilmiş,üretim hızla artmıştır. Tüm bu gelişmeler günümüz bilim ve teknolojisinin temelini oluşturmaktadır.

 Düşünce Özgürlüğü ve Bilim 

     Orta Çağ’da, Avrupa’ da dini ve yönetim gücünü elinde bulunduran gruplar, bu güçlerin ellerinde kalması için düşünce özgürlüğünü engellemişlerdir. Bu durum Avrupa’ya uzun bir Orta Çağ karanlık dönemi yaşatmış,bilimde,sanatta, felsefedeaygunhoca.com   ve siyasette gelişmelerin gecikmesine sebep olmuştur. Tüm yasaklamalar ve baskılar düşünce özgürlüğünü yok edememiş, sadece gelişmelerin gecikmesini sağlamıştır

                         5.ÜNİTE:EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

Toprağın Gücü

     Toprak tüm canlıların barınağıdır.Tarih öncesi devirlerden günümüze kadar tarım yapmayı ve hayvanları evcilleştirmeyi öğrenen insanın en iyi dostu toprak olmuştur

     Toprak üretimdeki önemini tarih boyunca korumuştur.Topraktan elde edilen temel ürünler insanların ihtiyaçlarını karşılamıştır.Toprağın başlıca üretim ve geçim kaynağı olması geniş topraklı devletleri güçlü hale getirmiştir.Devletler, topraklarını genişletmek için fetihler yapmışlardır. Bu, toprağın üretimde olduğu kadar yönetimde de önemli olduğunu gösterir. Devletler için toprağın üretimde kullanılmasını sağlamak ve bunu yönetmek başlı başına bir iş olmuştur.

     İlk Çağ’da Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan uygarlıklar toprağı ekip dikerek değerlendirmiş ve bu sayede üretimi artırmıştır. İhtiyaç fazlası üretim yapılması ticareti geliştirmiş,toplu yaşam yaygınlaşmış ve şehir devletleri kurulmuştur.

Devletler Gelişiyor

     Ülkeler sahip oldukları yer altı ve yer üstü kaynaklarını üretimde kullanarak ekonomilerini geliştirdiler.Bir ülkenin sahip olduğu kaynağı en iyi şekilde değerlendirip onu dünya pazarlarına satması ve ihracatın fazla olması kalkınmasının önemli şartlarından biridir.

 Ülkeler yetiştirdiği veya ürettiği ürünleri, çıkardıkları madenleri kendisine kazanç sağlamak için diğer ülkelere satarlar.Kendi ihtiyaç duyduğu kaynak ve ürünleri ise diğer ülkelerden satın alırlar. Ticaret adı verilen bu alış verişte sadece alış verişi yapan iki devlet yapan değil aynı zamanda ticaretin yapıldığı yollar üzerindeki devletlerde kazanç sağlarlar.Bu nedenlerle tarih boyunca, kaynakları bol olan ve ticaret yolları üzerinde bulunan devletler daha çok gelişmiş ve güçlenmişlerdir.

     Yeni yerler keşfeden kişiler yani kaşifler ilk defa gördükleri ürünleri ülkelerine taşıdılar.Domates,vanilya,patates gibi bitkiler ve bufalo gibi hayvan türleri keşifler sonrası dünyaya yayıldı.Yeni keşfedilen yerlerde bol olarak bulunan altın ve gümüş gibi maddeler Avrupa’ya getirildi. aygunhoca.com  Ticaretle uğraşan kişiler zenginleşti. Atlas Okyanusu’ndaki limanlar önem kazandı.İpek ve Baharat yolları gibi eski ticaret yolları önemini kaybetti.

İnsan Gücünden Makineye

     İnsanlık tarihinde iki büyük aşama vardır.Bunlardan birincisi,insanın göçebelikten kurtulup yerleşik düzene geçmesidir.Avcılıktan,tarıma ve hayvancılığa yönelmesidir.İkinci aşama ise makineleşme olmuştur.İnsanın tüketicilikte üreticiliğe geçişi binlerce yıl sürmüştür.Bu dönemde üretim, insan ve hayvan gücüyle yapılmıştır.

     Daha fazla zaman ve güç harcamayı gerektiren bu üretim şekli XVIII. Yüzyıla kadar devam etmiştir. Bu yüzyıla kadar insanların büyük bölümü köylerde yaşamıştır.Halk geçimini İlker araç ve yöntemlerle yapılan ekonomik faaliyetlerle sağlamıştır.Bu nedenle elde edilen ürünler ve üretimde yetersiz oluyordu.

     Ulaşım araçları da son derece ilkeldi.Ulaşım genellikle atla sağlanıyor,bu nedenle insanlar yaşadığı bölgenin dışına pek çıkamıyorlardı.İnsanların büyük bir bölümü okuryazar değildi.

     Sanayi inkılabı ile başlayan üretim teknolojisindeki hızlı değişim sosyal ve ekonomik hayattaki değişimi de beraberinde getirmiştir.İnsan gücüyle yapılan üretim yerini makinelerle yapılan üretime bırakmıştır.

Sosyal Yaşamda Vakıflar

     İnsanlık tarihi kadar köklü olan vakıf anlayışına bir çok toplumda rastlayabiliriz.Vakıflar yardımsever insanların çabalarıyla kurulmuştur. Bireylerin gönüllü katkı ve katılımı sağlanmadıkça kalıcı eserler meydana getirmek mümkün değildir.Asıl amacı başta insan olmak üzere,bütün varlıklara hizmet etmek olan vakıflar uygarlıkların koruyucusudurlar. Türk İslam medeniyetinin beklide en önemli özelliği “vakıf uygarlığı” olmasıdır.

    Osmanlı geleneğinde din ve bayındırlık hizmetleri, eğitim, sağlık ve kültürel faaliyetler devlet bütçesine doğrudan bir yük getirmemiştir.Devletin en üst makamında yer alan padişahtan vatandaşa kadar toplumun bütün bireylerini gönüllü katılımı ile vakıf geleneği sayesinde bir çok hizmet ve faaliyet yapılmıştır.

Mesleğimi Nasıl Seçmeliyim?

     Okul bizi hayata hazırlamada laboratuar görevi görür.Sorunlara uygun çözüm yolları geliştirmemize yardımcı olur.Bunlar içerisinde belki de en önemlisi, meslek seçiminde yol gösterici olması ve mesleğe hazırlamasıdır.Çünkü eğitimin önemli bir hedefi de bireye meslek edindirmektir.

     Yaşamımızın önemli dönüm noktalarından biri mesleğimizi seçme kararıdır. Meslek seçimi kişinin bir anlık kararı değildir. Bu çocukluktan yetişkinliğe uzanan bir seçim sürecidir.