Baycu Noyan Kimdir

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif .

Baycu Noyan Kimdir

Baycu Noyan (ö. 1261) Batı Moğol orduları kumandanıdır.

Resmi Büyütmek için üzerine tıklayınız

Cormagon Noyan'ın yerine Azerbaycan valisi olarak atanmış, 1240'da Babai ayaklanması sonucu Anadolu Selçuklularının düştüğü zor durumu görerek, Anadolu'nun fethini planlamıştır. 1242'de Ermenistan üzerinden önce Erzurum'u, 1243'te de Kösedağ Savaşı'nı (1 Temmuz 1243) kazanarak Sivas ve Malatya'yı ele geçirmiş, II. Gıyaseddin Keyhusrev'i yenilgiye uğratmış hem de Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılış sürecini başlatmıştır.

Moğol Ordusu Konya Kapısına Dayanırsa

Pek kısa bir zaman sonra, dışarıdan gelen yolcuların ağzıyla Moğolların lideri Baycu Noyan’ın ordusuyla beraber Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya’ya doğru yola çıktığı söylentisi yayılır. Haber halk tarafından Mevlânâ’ya (k.s) arz edilir. Büyük veli şehrin dışına çıkar ve geceyi bir tepenin üzerinde geçirir. Sabahın ilk ışıklarıyla Konya’ya geri döner ve halka hitaben; “Korkmayın, tevekkül edin! Onlar bu şehre giremeyecekler inşallah” der ve dergâhına çekilir. Sonraki birkaç günde halkla beraber yöneticiler de telaşa kapılırlar. Moğollar tarafından zaten işgal edilmiş ve fiilen sona ermiş olan Selçuklu Devleti’nin yöneticileri, Konya’nın yağmalanmaması ve müslüman kanı dökülmemesi için Mevlânâ’dan (k.s) kendilerine bir yol göstermesini rica ederler. O da, “Onlara karşı duracak gücünüz yoktur. Yarın sabah vakti, sarayın kapılarını kapatın. Halk da evlerine çekilsin ve kapılarını sürgülesin, kendini emniyete alsın. Allah dilemezse onlar bu şehre girmeye güç yetiremezler” buyurur. 

Hazret-i Pîr’in (k.s) mübarek dudaklarından dökülenler kulaktan kulağa yayılır ve Konya’da Mevlânâ’nın (k.s) buyruğunu duymayan baş kalmaz. Hem müslüman, hem gayrimüslim, bütün Konya halkı bu öğüdü tutar. Ve sabah namazından sonra büyük veli, oğlu Sultan Veled’e (k.s) dergâhtaki seccadeyi ve postu alarak kendisini takip etmesini söyler. Sabahın ilk ışıklarının ardından Konya şehrinin Küpeli Kapısı’na gelirler. Yüksekçe bir tümseği işaret eden Pîr (k.s), oğlundan seccadeyi ve postu sermesini ister. Sonra Sultan Veled’i dergâha gönderir. 

Hazret (k.s) tekbir alarak kuşluk namazına durur. Güneş henüz öğle kerahetine girmeden Moğol ordusu Konya düzlüğünde görülür. Baycu Noyan komutasındaki ordu dörtnala şehre yaklaşmaktadır. Şehirde hiçbir hareket göremeyen Moğol komutanı şaşırır ve ilk saldırı için okçulara emir verir. Okçular yayları gerer ve bırakırlar. Ancak oklar şehrin üzerinde görünmez bir örtü varmış gibi bir türlü hedefe varmaz; belirli bir yere varınca farklı bir yöne sapar. Durum Moğol komutanına arz edilir. Baycu Noyan atlı birliklerini öne sürer ve şehrin kapısını işaret ederek haykırır: “İleri!” Ne var ki atlar bir mesafeyi koştuktan sonra aniden durmuş, süvarileri ne yaparlarsa yapsınlar tek adım ileri gitmemişlerdir. Hadiseye şahit olan Moğol komutanı birkaç nafile gayretin ardından şehrin kapısındaki heybetli zâtı görür. Mevlânâ (k.s) o anda Baycu Noyan’ın gözüne öyle büyük, öyle heybetli ve azametli görünür ki, Moğol komutanı afallar, ürker. Konya şehrinin bu şekilde elde edilemeyeceğini anlayan Baycu, yanına küçük bir grup asker alarak Hazret-i Pîr’e (k.s) yaklaşır. Büyük veli Moğol komutanlarından oluşan bu küçük topluluğu dergâhına götürür ve onları misafir ederek sohbetini esirgemez. Uğradığı bütün şehirleri yerle bir eden bir gücün komutanı olan Baycu Noyan, kendisini ne kadar etkilediğini Mevlânâ’dan (k.s) gizlemez ve dergâhtan ayrılırken hayranlığını, “Eğer her şehirde böyle bir adam bulunsaydı, oraların halkı bize mağlup olmazdı” diyerek dile getirir. 

Selçuklu yöneticileriyle de görüşen Baycu Noyan büyük velinin onlar üzerindeki nüfuzunu da görür. Böylece Moğollar bir miktar vergi karşılığı Konya’yı talan etmekten vazgeçer. Ancak ordusuyla yola çıkarken Konya’yı mutlaka yıkacağına dair yemin ettiğini söyleyen Moğol komutanına, Mevlânâ (k.s) tarafından şehrin dışındaki harabe surlar gösterilir ve Baycu Noyan birkaç harabe suru yeminini yerine getirmek üzere yıktıktan sonra ordusuyla geri döner. 

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî (k.s), Moğollar Anadolu’da ilk istila hareketlerini başlattıkları zaman bir gazelinde, “Biz Moğollardan yüz bin iman bayrakları yükselteceğiz” buyururken, yaşanan zulüm günlerine rağmen, bir vakit sonra zulmün yerini sükûnete bırakacağını, Moğolların müslüman olacağını ve Anadolu halkıyla kaynaşacağını işaret ediyordu. Hazret-i Pîr’in (k.s) bu müjdesi çok geçmeden gerçekleşmiş ve müslüman olan Moğol hükümdarı Gazan Han bu gazeli hükümdar kaftanına yazdırmıştır. Müslüman olup Anadolu halkına karışan Moğollar, ilim merkezlerini yakıp yıkarak geldikleri Anadolu topraklarına Yakutiye Medresesi’ni inşa etmişlerdir.