Soğuk Savaş Dönemini Şekilendiren Faktörler
TC inkılap Tarihi ve Atatürk - Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları
Soğuk Savaş Dönemini Şekilendiren Faktörler
II. Dünya Savaşı tarihin gördüğü en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur. Ülkeler yanmış, yıkılmış ve milyonlarca insan ölmüştü. Milletler arası mücadeleler, büyük devletlerin çatışması ve mahalli savaşlar, insanlığı zaman zaman üçüncü bir dünya savaşının eşiğine kadar getirmiştir. Böyle bir sıcak savaş patlak vermemiştir, fakat barış da olmamıştır. Dünya bir “soğuk savaşâ€ atmosferi içinde, heyecanlı on beş yıl geçirmek zorunda kalmıştır.
Nasıl ki, I. Dünya Savaşından sonraki dünya, 19. yüzyılın dünyasından çok farklı olmuş ise, 1945'ten sonraki dünya da, 1918 in dünyasından çok farkı bir yapıda olmuştur. Bu farklılıklar ve ve yeni dünyamızı şekillendiren faktörleri şu noktalarda toplamak mümkündür.
1) Bir kere, II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan ve bu güne kadar devam eden milletler arası politikanın yapısı çok değişmiştir. Savaştan sonra dünya politikasına iki yeni kuvvet, Süper- Devlet adı verilen, Birleşik Amerika ile Sovyet Rusya hakim olmuştur ve bu iki kuvvetin üstünlüğü günümüzde de devam etmektedir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra milletler arası politikanın yapısı değişmiş ve ikili bir yapı ortaya çıkmıştır.
2) Sovyet Rusya'nın sivrilmesinin bir mühim neticesi de, ilk defa olarak milletler arası münasebetlere doktrin ve ideoloji unsurunun girmesidir. Sovyet sistemi, dünya proleter ihtilali gibi, komünizmi bütün dünyada hakim kılmak isteyen bir doktrine dayandığından, savaştan sonra Sovyet dış politikası tamamen bu hedefe yönelmiş ve bu da milletlerarası politikaya doktrin ve ideoloji unsurunun girmesine sebep olmuştur.
3) Günümüz dünyasının en mühim gelişmelerinden biri de, sömürgeciliğin tasfiyesidir. Bir-iki yer istisna edilirse, Asya ve Afrika'daki sömürgelerin hepsi bugün bağımsız olmuşlardır. 1956 yılında Afrika'da bağımsız devlet sayısı 6 iken, bugün bunların sayısı 50 yi aşmaktadır.
Sömürgelerin bağımsızlıklarını kazanmaları ise, daha ileride göreceğimiz üzere, milletler arası politikaya Üçüncü Blok , üçüncü dünya veya Bağlantısızlar Blok'u denen yeni bir kuvvetin girmesi neticesini vermiştir.
4) II. Dünya Savaşı'nın en mühim neticelerinden biri de, milletler arası politikanın “alan genişlemesiâ€dir. 1945'e gelinceye kadar, milletler arası münasebetlerin yoğunlaştığı başlıca alan Avrupa idi. Halbuki bugün artık böyle değildir. Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan gibi geniş ülkeli ve kalabalık nüfuslu iki ülkenin ortaya çıkışı ve Japonya'nın Asya'da büyük bir ekonomik kuvvet olarak tekrar sivrilmesi ile Asya gayet mühim bir milletlerarası politika alanı haline gelmiştir. Nihayet, Üçüncü Dünya Ülkelerine de Asya- Afrika- Latin Amerika grubu dendiğini de unutmayalım.
5)Milletlerarası münasebetlerin alan genişlemesi, sadece dünyanın düzeyi üzerinde olmayıp, günümüzde bu münasebetler yukarıya doğruda bir alan genişlemesi yaparak, uzaya intikal etmişler. Bir zamanlar nasıl sömürge sahibi olmak büyük devlet olmanın şartı gibi telakki edilmiş ise, şimdide uzayın derinliklerine el atabilmek, büyük kuvvet olmanın şartı gibi görünmektedir.
6)Günümüz dünyası'nın, bilhassa II.Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan en mühim meselelerinden biri de, ekonomik meselelerdir. Denebilir ki, tarihin hiçbir döneminde ekonomik meseleler, milletlerarası münasebetlerde bugünkü kadar ağırlık kazanmıştır. Bugün bütün dünya ülkeleri, siyasal kuvvet dengesi, güvenlik ve barış gibi meselelerden beklide çok daha fazla olarak, ekonomik kalkınma, ferah, daha iyi bir yaşama seviyesi gibi meselelerle yoğun bir şekilde meşgul olmaktadırlar.
RUS EMPERYALIZMININ CANLANMASI
Ikinci Dünya Savaşı sonunda Birleşik Amerika ile Sovyet Rusya'nın iki büyük kuvvet olarak ortaya çıkmalarında, milletler arası politika arenasında meydana gelmiş olan boşluklar şüphesiz en büyük rolü oynamıştır. Savaştan önce milletler arası kuvvet dengesinin temel unsurlarını teşkil eden devletler, 1945 in dünyasında artık mevcut değildir. Komünizmin evrensel tatbikçisi olarak ortaya çıkmış bulunan Sovyet Rusya için bu öyle bir manzarada ki, belki tarihinin hiçbir döneminde böyle bir fırsat önüne tekrar çıkmayacaktır. Bu sebeple savaşın hemen ertesinde Sovyet Rusya'nın üç istikamette faaliyete geçtiğini görüyoruz. Bu üç istikametten biri Avrupa, ikincisi Orta Doğu ve üçüncüsü de Uzak Doğu veya Asya'dır.
2.1. Sovyetlerin Iran'a Yerleşme Çabaları
Almanya'nın 22 Haziran 1941 de Sovyet Rusya'ya saldırması üzerine, Ingiltere ve Amerika Rusya'ya askeri yardım yapmaya karar verdiler. Yalnız bu yardım hangi yoldan yapılacaktı.Almanya 1940 Nisanında Danimarka ve Norveç'i işgal etti için Kuzey Denizi ile Batlık Denizi'nin girişi Almanya'nın kontrolü altında idi. Buradan yardım yapmak imkansızdı. Ege Denizi de Almanya'nın kontrolünde idi.
Geriye bir tek Basra Körfezi ile Kuzey Iran kalıyordu. Amerika ve Ingiltere bu yoldan Sovyet Rusya'ya yardım yapmaya karar verdiler. Iran bu sırada Almanya taraftarı bir politika takip ettiğinden, Rusya'ya yapılacak yardımın kendi topraklarından geçirilmesine izin vermedi ve bunun üzerine Sovyet Rusya ile Ingiltere Iran'a asker sevk edip bu ülkeyi işgalleri altına aldılar. Lakin bu işgalde iyi bir görüntü vermediğinden, Sovyet Rusya ve Ingiltere 29 Ocak 1942 de Iran'la bir ittifak antlaşması imzaladılar. Güya Iran bu ittifak çerçevesinde Sovyet ve Ingiliz askerlerinin toraklarında bulunmasına ve Sovyetlere yapılan yardımın kendi topraklarından geçirilmesine izin vermekteydi.
Savaş resmen 2 Eylül 1945 de, yani Japonya'nın teslimi ile, sona erdiğine göre, Iran'ı boşaltma işinin de en geç 2 Mart 1946 ya kadar tamamlanması gerekmekteydi. Gerçekten, savaş biter bitmez Amerika ve Ingiltere askerlerini Iran'dan çekmeye başladılar. Sovyetlerde bir hareket görülmediği gibi, 1945 Kasımında Iran Azerbaycan'ında Cafer Pişaveri adında bir komünist Tudeh Partisi üyeleri ile birlikte 12 Aralık 1945 de Tebriz valisini indirip, Muhtar Azerbaycan Cumhuriyetini ilan etti. Iran hükümeti bu ayaklanmayı bastırmak için Tebriz'e asker göndermek istediğinde, Sovyet askeri bunu engellediler.
Yine aynı anda, Sovyetlerin ve Komünistlerin yardımı ile daha güneyde Mehabad'da da bağımsız bir Kürt Cumhuriyeti kuruldu. Iran, Sovyetlerle olan meselesini görüşme yoluyla halletmeye karar verdi. Bu görüşmeler sonunda, gizli olarak Iran ile Sovyet Rusya arasında 4 Nisan 1946 da bir anlaşma yapıladı. Bu anlaşma ile Sovyetler Iran'dan askerlerini çekmeyi lakin buna karşılık Iran'da kuzey Iran petrollerini Sovyetlerle beraber işletip %51 hissesini de Sovyetlere vermeyi kabul ediyordu.
Anlaşmanın tasdiki tehlikeye girince Sovyetler Iran'a baskı yapmaya başladılar. Amerika'da hem hatasını anlaşmıştı ve hem de şimdi. Sovyetlerin savaş sonrası niyetlerini görerek Sovyetlerin karşısına dikilmeye karar verdi. Amerikan hükümeti, 20 Eylül 1947 de yaptığı bir açıklamada, petrol anlaşmasını reddetmesinden dolayı Iran beklenmedik neticelerle karşılaşacak olursa, Iran'ın toprak bütünlüğünü koruyacağı hususunda teminat verdi. Bunun üzerine Iran Meclisi 22 Ekim 1947 de anlaşmayı ittifakla reddetti. Sadece 2 komünist milletvekili müspet oy vermişti.
Ayrıca Bakınız
8. Sınıf Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Kitabı Özet Notlar
Osmanlı imparatorluğu Haritaları
Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları
Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet
Tc inkılap Tarihi veAtatürk'ün Kronolojik Hayatı Atatürkçülük Sorular
Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Pazar, 04 Aralık 2011 23:09 tarihinde güncellendi Yazar aygunhoca Cumartesi, 17 Temmuz 2010 23:07



Kurallara uyulmaması durumunda yazı ekleme
anındaki
IP BILGILERI, YASAL IŞLEMLER IÇIN,
ilgili mercilere iletilir