Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Notları 7. Ünite Atatürk'ten Sonra Türkiye 2. Dünya Savaşı ve Sonrası
TC inkılap Tarihi ve Atatürk - Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları
7. ÜNITE ATATÜRKTEN SONRA TÜRKIYE:2. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI
Ikinci dünya savaşı
Galip devletler yenilenlere barış koşullarını zorla kabul ettirirken bu ülkelerin etnik , jeopolitik ve ekonomik özelliklerini dikkate almamışlar , yalnız düşmanlık duygularının üzerinde durmuşlardır. Bu nedenle bugün içinde yaşadığımız barış ateşkesten öteye gidememiştir.
Atatürk ün yukarıdaki sözüyle çıkacağını yıllar önce öngördüğü ikinci dünya savaşı ;
Birinci dünya savaşından yenik çıkan ve imzaladığı versay anlaşması ile avrupadaki topraklarının bir bölümü ile sömürgelerini kaybeden sanayisine ve askeri gücüne sınırlamalar getirilen almanyanın Italya ve japonyanın da katılımı ile 1939da oluşturulmasında önemli rol oynadığı mihver devletleri ile bu devletlerin yayılmacı ve saldırgan politikalarına tepki duyan Ingiltere ,Fransa, ABD ve Sovyet rusyadan oluşan müttefik devletler diye de adlandırılan blok arasında yapılan savaştır.
Ikinci dünya savaşının nedenleri
1933te Almanya da iktidara gelen hitlerin birinci dünya savaşından sonra itilaf devletleriyle imzalanan ve almanyanın büyük toprak kayıplarına yol açan ekonomik ve siyasi sınırlamalarda içeren versay antlaşmasını yok sayarak hızla silahlanıp saldırgan politikalar izlemesi
Hititlerin tüm germainleri tek devlet , tek millet politikası ile birleştirmek istemesi
Birinci dünya savaşından galip çıkan ancak müttefiki ingilterenin izlediği politikalar nedeniyle hedeflerine ulaşamayan italyanın iktidara gelen musollinin öncülüğünde yayılmacı politikalar izlemesi
1929 dünya ekonomik krizinin ekonomiye verdiği büyük zararların karşılanmak istenmesi
1. dünya savaşı sonrası barış kurma amacıyla kurulan milletler cemiyetinin kısa sürede ingilterenin güdümüne girmesine bağlı olarak üye devletlerinin güvenini ve temel işlevini kaybetmesi
Ingiltere ve fransanın Almanya ve Italya nın yayılmacı politikalarını önlemek istemeleridir
Savaş öncesi Almanya, Italya ve Japonya ittifak kurarak Üçlü Mihveri oluşturdular.
2.dünya savaşının başlaması
Ve yayılması
Almanya, Rusya ile anlaşarak 1 Eylül 1939da Polonyayı da işgal etmeye başladı. Iki devlet Polonyayı aralarında paylaştılar. Ingiltere ve Fransa, Almanyaya savaş açtılar. Böylece II. Dünya Savaşı resmen başlamış oldu. Rusya Finlandiya dışındaki Baltık ülkelerini ele geçirdi. Almanya Polonyadan sonra Norveç ve Danimarkaya saldırdı. Hollanda ve Belçikayı ele geçirdi. Fransa topraklarını işgal etti. Ardından Balkanlara doğru ilerleyerek Macaristan, Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan ve Yunanistana saldırdı. Almanya bunlarla da kalmayarak daha önce dostluk antlaşması imzaladığı Sovyet Rusyaya sürpriz bir şekilde saldırdı. Rusya ise Fransa ve Ingiltere ile anlaştı. Böylece Müttefik Devletler (bağlaşık) Grubu da oluştu. ABD, Belçika, Yugoslavya, Yunanistan gibi çok sayıda devlet de Müttefik Devletler grubuna katılmıştır.
Japonya'nın, 7 Aralık 1941de Pearl Halbour Limanına saldırması ile de ABD Japonyaya savaş açtı. ABD'nin savaşa girmesi Mihver Devletler Grubunun işini zorlaştırmıştır. Çok iyi silahlanmış olan ABD ordusunun savaşa girmesiyle Mihver devletleri her cephede yenilmeye başladı. Almanya ve Italya 1945de barış istemek zorunda kaldı. Mussolini Italyan halkı tarafından öldürüldü. Hitler intihar etti.
2.dünya savaşı ve Türkiye
Atatürk ölmeden kısa bir süre önce uluslararsı gelişmeleri değerlendirerek yakın bir gelecekte yeni bir dünya savaşının çıkacağı konusunda tüm dünyayı uyarmış türkiyenin çıkacak olan bu savaşın dışında kalması gerektiğini ileri sürmüştü.
Cumhurbaşkanı ismet Inönünün ülkenin iç ve dış politikasında önemli rol oynadığı Türkiye her 2 bloğunda kendi yanlarında savaşa çekmek için izledikleri politikalara
Rağmen denge politikası izleyerek savaşın dışında kalmayı başardı
Türk hukumeti yaklaşan savaş tehlikesine karşı şu politikaları izledi:
Batı sınırını korumak için balkan antantının kuruluşuna öncülük yaptı.
Montrö boğazlar sözleşmesi ile boğazların dolayısıyla da TÜRKIYENIN güvenliğini dahada artırdı
Doğu ve güneydoğu sınırının güvenliğini artırmak için Islam ülkeleriyle sadabat paktını kurdu Almanya ve Italya ile saldırmazlık antlaşmaları imzalandı.
Ingiltere ve Fransa ile ittifak antlaşması imzalandı.
Sovyetler birliği ABD,INGILTERE ve fransadan oluşan müttefik devletler savaşta üstünlüğü kesin olara ele geçirildiğinden sonra 2.dünya savaşı sonrası barış düzeninin koşullarını belirlemek amacı ile
4-11şubat 1945te yatla konferansını topladılar.
Yatla konferansında kurulmasını kararlaştırdıkları birleşik milletler cemiyetine katılım için 1mart 1945e kadar mihver devletlerine savaş açma koşulunu getirdiler.türliye dünya siyesetinde söz sahibi olabilme ve batı ile ilişkilerini geliştirmek için 23şubat1925te mihver devletlerine savaş ilan etti…
Ikinci dünya savaşının Türkiye ye etkileri
Türkiye savaşın dışında kalmakla birlikte savaştan olumsuz etkilendi. Bu olumsuzluklar şöyle sıralanabilir:
Jeopolitik konumunun önemi nedeniyle savaşa girme olasılığı dikkate alınarak geç nüfusun büyük bir bölümüm silah altına alındı
Üretim azaldı . ekonomik sorunlar derinleşti
Ihracata sınırlamalar getirildi
Bu politikalardan sorumlu tutulan CHP hükümetine tepkiler arttı
Çok partili sisteme geçişin gecikmesinde de etkili oldu
Ikinci dünya savaşının sonuçları
Savaşın ardından Süper Güç olarak adlandırılan ABD ve Sovyet Rusya, dünya siyasetine hâkim oldu.
Savaştan yeni çıkan Almanya ve Italya da rejimler yıkıldı
Sömürge haline getirilen birçok millet Türk Kurtuluş Mücadelesini örnek alarak, bağımsızlıklarına kavuştu. Bu devletlere Hindistan, Pakistan, Libya, Cezayir, Tunus örnek olarak gösterilebilir Almanya ,doğu ve batı Almanya olarak ikiye bölündü
Ingiltetrenin dünya siyasetindeki etkisi azalırken ABDnin etkinliği arttı
Sovyetler birliğinin yönetim biçimini benimseyen birçok devlet kuruldu
Sovyetler birliği ABD ile birlikte dünya nın en güçlü devleti haline geldi
Dünya yönetim biçimi birbirlerinden bütünüyle farklı olan bu iki devletin öncülüğünde soğuk savaş dönemi olarak adalandırılacak olan yeni bir kutuplaşma sürecine girdi.
Birinci dünya savaşı öncesi işlevini kaybeden milletler cemiyetinin yerine Türkiyenin de kurucu üye olarak katıldığı birleşmiş milletler cemiyeti kuruldu.
Türkiye de çok partili sisteme geçiş
23 nisan 1920 de TBMM nin açılması ile milli egemenliğe dayanan yeni türk devletinin temelleri atılmıştı
1921 anayasasının çıkarılması
Saltanatın kaldırılması
Cumhuriyetin ilanı
Halifeliğin kaldırılması
1924 anayasasının kabul edilmesi
Gibi devletin temel niteliğine uygun adımlarda atılmıştı. Atatürk döneminde demokratik rejimlerin temel kurumları olarak kabul edilen çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmıştı. Ancak toplumsal koşulların henüz oluşmamış olması eski düzen yanlısı çevrelerin demokratik bir hak olan parti kurma veya partilere üye olma hakkını cumhuriyet rejimini yıkma amacıylakullanmaya çalışmalarından dolayı kapatılmaları gibi nedenler çok partili sisteme geçiş denemelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı . ikinci dünya savaşının çıkması bü sürecin ertelenmesinin bir başka nedeni oluşturdu.
Cumhurbaşkanı ismet Inönü , 19 mayıs 1945te söylediği şu söz ile millet iradesi , demokrasi yolundaki gelişmesini sürdürecektir. Çok partili sisteme geçileceğini tüm ulusa duyurmuştu.
Bu amaçla atılan ilk somut adım milli kalkınma partisinin kurulması oldu . bu partinin kuruluşunu iktidardaki CHP den ayrılan celal Bayar , Adnan menderes, fuat köprülü tarafından kurulan demokrat parti izledi . demokrat parti katıldığı ikinci genel seçimde milletvekilliklerinin büyük bir bölümünü elde ederek CHP nin kesintisiz 27 yıl süren iktidarına son verildi.
Soğuk savaş dönemi ve Türkiye
Ikinci dünya savaşından sonra Sovyet Rusya ve ABD nin önderliğini yaptıkları doğu ve batı blokları arasında yaşanan ancak savaşa dönüşmeyen 1991de Sovyetler birliğinin dağılmasına kadar devam eden gerginlik süreci soğuk savaş olarak adlandırıldı.
Sovyet rusyanın ikinci dünya savaşında yaşanan gelişmelerle Montrö sözleşmesinin boğazların ve karadenizde kıyısı bulunan devletlerin güvenliğini sağlamada yetersiz kaldığını ileri sürerek boğazları birlikte savunmayı önermesi türkiyenin ABD nin öncülüğündeki batı bloğuna yakınlaşmasında önemli rol oynadı .
Truman doktrini ve Marshall planı çerçevesinde ABD nin Türkiyeye yaptığı askeri ve ekonomik yardımlar Türkiye- ABD ilişkilerini hızla geliştirip stratejik ortaklık boyutuna taşımıştır.
Natonun kuruluşu
Ikinci dünya savaşı , avrupada siyasi ve askeri dengeleri değiştirdi . Sovyetler birliği Avrupa nın engüçlü devleti haline geldi. Ikinci dünya savaşından sonra kurulan Bulgaristan , Romanya, çekoslavya, yugoslovya, Arnavutluk ,Macaristan, uzak doğu da çin ve kuzey kore ülkeleri ile 5 ekim 1947 koniform adlı birliği oluşturması Sovyetler birliğinin batı bloğu ülkeler için oluşturduğu tehditi arttırdı. Bu gelişmeler sonucu Ingiltere ve fransanın girişimi ile ABD kanadanın da katılacağı 12 ülkeden oluşan merkezi bürüksel olan NATO kuruldu.
Türkiyenin NATOya girme fikri ikinci dünya savaşından sonra yoğunlaşan batılaşma politikalarının doğal bir sonucuydu . ikinci dünya savaşından sonra batı demokrasilerinde olduğu gibi çok partili sisteme geçilmesi , batı ülkelerde olduğu gibi ekonomide özel girişimciliği temel alan liberal politikaların uygulanmaya başlanması gibi türkiyeyi batıya yakınlaştıran adımlar, ekonomik kalkınmanın ve silahlı kuvvetlerin modernleştirilmesini batıdan sağlanacak yardımlarla gerçekleştirmenin hedeflenmesi ve Sovyetler birliğinden kaynaklı tehditler türkiyenin NATOya girmek istemesinin temel gerekçeleriydi.
Türkiye nin NATO ya girmeye yönelik ilk girişimleri , türkiyenin bölgedeki önemini gören ingilterenin dışındaki ülkelerin engellemeleri nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Kore savaşı ve Türkiye
Uzak doğu ülkesi kore , 1910 yılından itibaren japonyanın işgali altındaydı . japonya 2. dünya savaşında bozguna uğrayıp teslim olunca korenin kuzeyi Sovyetler birliği , güneyi de ABD tarafından işgal edildi . kuzey korenin , koenin siyasi birliğini sağlama amacıyla güney koreye saldırmasıyla kore savaşı başladı . 1950de batılı devletler ABD nin öncülüğünde güney koreyi desteklemek için bölgeye asker gönderdiler. Yaklaşık 3 yıl süren savaşta taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadılar. Imzalanan ateşkes antlaşması ile savaş sona erdi.
Türkiye Kars savaşına askeri müdahale kararı olan birleşmiş milletler cemiyetinin çağrısına uyarak ABD nin öncülüğünde oluşturulan askeri ittifaka katıldı .
Türkiye nin NATO YA üye olması
2.dünya savaşından sonra başlayan soğuk savaş sürecinde iki bloğa ayrılması , türkiyenin jeopolitik konumu ve kore savaşında asker göndererek batılı devletlerin yanında yer alması . öneminin daha da iyi anlaşılmasını ve NATOYA kabul edilmesini kolaylaştırdı. 1952de Türkiye NATO adlı ortak savunma örgütüne katıldı .
NATO YA üye olmak Sovyetler birliği ile ortak sınırı olan türkiyenin bu devlet karşısındaki konumunu güçlendirirken ikinci dünya savaşıyla birlikte dış politikada izlenen batı yanlısı bu tek yönlü dış politika Atatürk döneminin barışçı ve çok yönlü dış politikasından da uzaklaştığının kanıtıdır.
Ikinci dünya savaşından sonra Türkiye
Türkiye ikinci dünya savaşından sonra her alanda hızla büyüdü ve gelişti. . bu hızlı gelişmede jeopolitik konuma ve her iki bloktan kendi yanlarında savaşa katılması doğrultusunda yapılan baskılara rağmen türkiyenin savaşın dışında kalmayı başarmasının payı büyüktü .
Farklı alanlardaki bu hızlı büyüme ve gelişmeye ana başlıklar altında değinelim
Nüfus
Nüfus, belirli bir alanda ve zamanda yaşayan insanların oluşturduğu kitle olarak tanımlanır. Bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de nüfus , genel nüfus sayımları ile belirlenir. Nüfus sayımlarının amacı ; ülkemizde yaşayan insanların sayısını ve niteliklerinin belirlemektedir. Yurt kalkınmasında doğru kararların verilebilmesi , doğru planlamanın yapılması için ülke kaynaklarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kaynakların en önemlisi de insan kaynağıdır. Ne kadar okula ve yeni iş alanlarına ihtiyaç olduğu ancak nüfusun bilinmesiyle doğru bir şekilde saptanabilir.
Ülkemizde nüfus sayımları 1927de devlet istatistik enstitüsü tarafından başlatıldı. Önceleri 5 yılda bir yapılan nüfus sayımlarının 1990dan itibaren 10 yılda bir yapılması kararlaştırıldı . 2006 yılında çıkarılan kanunla adrese dayalı nüfus kayıt sistemine geçildi.
Eğitim
ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin temel göstergelerinden biri de eğitimin niteliği ve eğitim kurumlarının yaygınlığıdır. Her ülke istediği değer ve davranışlara sahip bireyleri eğitim aracılığıyla yetiştirir.
Ata türkün eğitim bir milleti ya hür bağımsız şanlı yüce bir toplum şeklinde yaşatır yada bir milleti esaret ve sefalet terk eder.sözüyle vurguladığı eğitimin toplumların yaşamındaki ve geleceklerindeki hayati önemini ata türkün döneminde eğitim alanında yapılan yenilikleri daha önceki ünitemizde görmüştük.
Ikinci dünya savaşında sonra eğitimin son her kademesi n deki okul derslik öğretmenlik öğretim görevlisi ve üye sayısı arttı.ilköğretim lise ve üniversite sayısı hızla arttırıldı.vakıf okullarının açılışı ile eğitimin her aşamasında daha kaliteli eğitim için rekabet arttı.hemde en geniş kesimlere okuma olanağı sağladı.
Kültür ve sanat
Sanat duygu ve düşüncelerin beceri ve düş gücü kullanaılarak değişik biçimlerde ifade edilmesidir.resim heykel seramik müzik şiir edebiyat tiyatro başlıca sanat dallarıdır.yeni türk devleti atatürkünde Türkiye cumhuriyetinin temeli kültürdür sözüyle vurguladığı gibi kültürel temellere dayanmaktadır bunun gereği olarak Atatürk döneminde devlet güzel saNAtlar akademisi devlet konservatuarı açıldı.resim ve heykel müzesi ile etnografya müzesi açılırken.topkapı sarayıda müzeye dönüştürüldü.2.dünya savaşı sonrasındaki süreçte sanat ve kültür alanında var olanlar geliştirilirken yeni kurumlarda açıldı.ankara Istanbul ve izmirdeki devlet ve vakıf üniversitelerinde güzel sanatlar fakültesi kuruldu ülke genelinde devlet tiyatrolarının sayısı artırılırken üniversite lerde tiyatro kursları oluşturuldu bualanlardaki yenekli öğrenciler devlet bursları ile daha nitelikli eğiyim alabilmeleri için yurt dışına gönderildi.güzel sanatlarla ilgile bu çabalarla idllbired,fazılsay,sünakam,Leyla Gencer,Orhan pamuk,nur bilge ceylan gibi dünya çapında beğeni kazanan sanatçı yazar ve sanatçılar yetişmesinde zemin oluşturuldu.
Spor
Spor belirli bir fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı eğlenceli etkinlikleri kapsar.spor sağlıklı bir yaşam için zorunludur.düzenli spor yapan birey daha sağlıklı olur.ayrıca spor insanları kötü alışkanlıklardansa korur sağlıklı yüksek ahlaklı bir toplumun oluşturulmasında katkıda bulunur 19 mayısın gençlik ve spor bayramı olarak kutlandığı ülkemizde spor hemen her dalda gelişme göstermiştir.futbol basketbol…. Galatasaray klubunun 2000 UEFA şampiyonluğu milli takımımızın 2003 deki dünya 3.lüğü ve 2008deki Avrupa 3.lüğü halterde Halil mutlunun olimpiyat ve dünya şampiyonlukları güreşte hamzi eroğlunun dünya şampiyonluğu,baskebol ve veloybolda bayanlarda klüp ve ulusal takım düzeyinde kazanılan dereceler 2008çin olimpiyatlarında güreşte şampiyon olan ramazan şakin ile atletizmde elva ınolimpiyat 2.likleri sporda özellikle son yıllarda büyük atılım yapıldığının başlıca göstergeleridir.
2.dünya savaşından sonra Türkiyede ulaşım alanında yaşanan gelişmeler
Kara yolu ULAŞIMI:
Ülkemizdeki yolcu ve yük taşımacılığının çok büyük bir bölümü kara yolu üzerinden yapılmaktadır ülkemizde en hızlı gelişen ulaşım yoludur.1945te 45.00olan kara yolumuz günümüzde 425.00a ulaşmıştır.
DEMIR YOLU ULAŞIMI 1950lerden sonra karayolu ulaşımının ülkemizde önem kazanmasına bağlı olarak önemini kaybeden bir ulaşım türüdür.son yıllarda hızlı tren yapımına ağırlık verilmiş Istanbul-Ankara, Ankara Konya arasında hızlı tren hatlarına ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.
DENIZ YOLU ULAŞIMI: M8333 KILOMETRELIK KIYI UZUNLUĞUNA sahip olmamıza rağmen ülkemizdeki denizciliğin ve deniz taşımacılığının yeterince geliştiğini söylemek mümkün değildir yocu ve yük taşımacılığında maliyeti en düşük ulaşım türü olmasına rağmen deniz yolu ile yaptığımız dış ticaretin ancak %35inikendi gemilerimizle gerçekleştirmekteyiz.
Hava yolu ulaşımı: ülkemizde en hızlı gelişen ulaşım türüdür illerimiz önemli bir bölümünde hava alanı bulunmaktadır. Istanbuldaki Atatürk hava limanı Ankaradaki esen boğa havalimanı ile turizm sezonunda çok daha fazla işlevsel hale gelen Antalya ile dalaman havalimanları ile Izmir ve adana havalimanları bunların en önemlileridir.dünyanın en genç folları arsında yer alan Türk hava yolları floşu modernleşme ve gelişim politikalarına bağlı olarak dünyanın 150ye yakın noktasına uçuş yapabilecek düzeye ulaşmıştır.
Boru Ulaşımı: petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının taşımacılığında kullanılan ulaşım türüdür ülkemizdeki en yeni ulaşım biçimidir.ilk boru hattı 1966 yılında TPAO tarafından batman dörtyol arasına döşendi.ve işletmeye açıldı.
Sanayi
Sanayi ham maddelerin işlenerek yeni ürünler elde edilmesiyle ilgili yöntem ve araçların tümünü ifade eden bir kavramdır.ülkelerin gelişmişlik veya az gelişmişliklerinin ölçtü sanayilerinin gelişmişlik düzeyidir .genel olarak toplumsal ve ekonomik gelişmişlik sanayileşme ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.Osmanlı döneminde sanayi alanında ciddi bir atılım yapamayan ülkemizde cumhuriyet döneminde özellikle 1. yıllık kalkınma planının uygulandığı 1903-1938 yılları arasında devlet sermayesi ile sanayide önemli adımlar atıldı
1950li yıllarda sanayileşmenin yabancı şirketlerin sanayi alanına yatırı yaptıkları bu girişimlerinde devlet tarafından desteklendiği yeni bir süreç başladı bu süreçte makine ve kimya endüstrisi Türkiye ekonomi işletmeleri Türkiye petrolleri anonim ortaklığı gibi kuruluşlarla sanayi alanında devlet yatırımlarımda sürdürülmüştür.
1980 den sonraki süreçte devletin temel politikası haline gelen liberal politikalarda ğlı olarak kamu işletmelerinin hızla özelleştirildiği ülkemizde yabancı yatırımcılarında etkisiyle otomotiv,makine,tekstil,kimya,çimento,kağıt,cam ve seramik gibi sanayi dallarında bir çok işletme açılmış uluslar arsı düzeyde büyük sanayi kuruluşları oluşturulmuştur.
SAĞLIK
Cumhuriyet döneminde sağlık alanında başlatılan atılımlar 2.dünya savaşından sonra daha da hızlandırılıldı özellikle son yıllarda özel sermayenin de sağlık alanına yatırımlar yapması üniversite hastanelerinin hızla yaygınlaşmasına ve sağlık meslek liselerinin açılmasına bağlı olarak hem hastane hemde doktor başta olmak üzere sağlık personeli sayısı arttı.doktor başına düşen hasta sayısı son yıllarda 4 haneli rakamlardan 3 haneli rakamlara düştü
INSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERININ
GELIŞMESI
Insan hakları bir kavram olarak Fransız ihtilalinden sonra şekillenmiştir ancak insan haklarının bir sorun olması temel hak ve özgürlükler için verilen mücadelenin tarihi MÖ 3000yıllarına kadar uzanmaktadır ilk çağda başlayan günümüzde de farklı boyutlarda yaşanmaya devam eden köleciliğe ortak çağ Avrupamsında kilisenin baskı sömürü ve dogmalarına karşı verilen mücadelelerin tümü özünde insan hakları ile ilgili çabalardı insan hakları dinamik bir kavramdır inanlığın sürekli ilerlemesi toplumsal yapıların ve insan gereksinimlerinin gelişmesi,değişmesi insan haklarına ilişkin taleplerin çeşitlenmesi ve zenginleşmesini beraberinde getirmektedir.
Insan haklarına ilişkin belgeler
- 1689 ingiliz insan hakları bildirgesi
- 1776 virginia insan hakları bildirgisi
- 1789 fransız insan hakları bildirisi
Insan haklarına ilişkin bu bildirilerin ortak özelliği temel insan hakları olarak da tanımlanan yaşama hakkı , mülkiyet hakkı , düşünce özgürlüğü, bireysel özgürlükler gibi hakları içermeleridir.
Insan haklarına ilişkin çalışmalar , ikinci dünya savaşından sonra özellikle birleşmiş milletler cemiyetinin kurulmasıyla daha da hızlanmıştır.
Ikinci dünya savaşı sonrası gündeme gelen insan haklarına ilişkin belgeler
Tarih Belgenin Adı Türkiye nin tutumu
1945 insan hakları evrensel bildirgesi kabul etti
1961 avrupa sosyal şartı 1989 yılında onayladı
1966 kişisel ve siyasi haklara ilişkin sözleşme 2000 yılında imzalandı
1981 kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi 1985 yılında onaylandı
1987 işkencenin önlenmesine dair sözleşme 1988 yılında onaylandı
1990 çocuk hakları sözleşmesi 1994 yılında onaylandı
Türk silahlı kuvvetleri
Devletlerin siyasal varlıklarını sürdürebilmesi toprak bütünlüğünü ve ulusal bağımsızlığını koruması ancak güçlü bir orduya sahip olmalarıyla mümkündür. Askeri alanda başka ülkelere de örnek oluşturan Türkler, kurtuluş savaşında da olanaksızlıklar içerisinde düzenli bir ordu örgütlemesini başarmış ve kurtuluş savaşını kazanmışlardır. Ancak türk silahlı kuvvetleri aynı süreçte de yıpranmıştı . bu nedenle cumhuriyet döneminde orduyu modernleştirme ve yeniden yapılandırma çalışmaları başlatıldı.
Türk ordusu;
Kara kuvvetleri
Hava kuvvetleri
Deniz kuvvetleri
Jandarma genel komutanlığı
Olarak yeniden örgütlendi .
Türkiye cumhuriyeti jeopolitik konumunun önemi nedeniyle her dönemde güçlü bir orduya ihtiyaç duymuştur . bağlı olduğu milli savunma bakanlığının ardından da anlaşılacağı gibi türk ordusunun varlık nedeni ülke savunmasıdır. Bağımsızlığımıza ve toprak bütünlüğümüze yönelik tehditleri bertaraf etme türk silahlı kuvvetlerinin temel sorumluluğudur. Türk silahlı kuvvetleri cumhuriyetin de temel güvencesidir. Türk ordusu bölge ve dünya barışını korumaya yönelik çabalarda önemli işleve sahip olan bir güçtür .
Türk ordusunun dünya barışına katkıları
Kıbrıs Barış Harekatı
Kıbrıs , Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir adaydı. Rumların adayı yunanistana bağlamaya yönelik tutumları , Kıbrıs sorununun başlamasına neden oldu. 1960 yılında iki uluslu Kıbrıs cumhuriyetinin kurulmasında uzlaşma sağlandı . ancak Rumların Enonis ( yunanistanla bütünleşme) politikasından vazgeçmemeleri adadaki Türklere yönelik katliam gerçekleştirmeleri , 20 temmuz 1974te kıbrısa askeri müdahaleyi zorunlu hale getirdi. Ateşkes görüşmelerinden sonuç alınamaması 14 ağustosta kıbrısa yeni bir çıkartma yapılmasına yol açtı. Ada da görevli türk silahlı kuvvetleri , bu gelişmelere bağlı olarak kurulan kuzey Kıbrıs türk cumhuriyetinin de adadaki Türklerin de en büyük güvencesidir. Türk ordusu üyesi olduğu birleşmiş milletler cemiyetinin çağrısı üzerine barışı sağlamak amacıyla Bosna-hersek , Arnavutluk , Somali , Kosova ve afganistana gönderilen barış gücü içinde de yer aldı. Bu bölgelerde yaşayan halkın güven ve sevgisini kazandı .
Savunma sanayisinin önemi ve geliştirilmesi
Askeri teknolojinin de hızlı geliştiği günümüzde bir ordunun askeri araç ve gereç açısından başka ülkelere bağımlı olması gerekmektedir. Bu da savunma sanayisine yatırım yapmayı zorunlu kılmaktadır.
Türkiye , Kıbrıs krizi sürecinde ABDnin siyasi ambargo uygulaması nedeniyle bu gerçeği daha iyi kavramış , askeri araç ve gereçleri üretmek için fabrikalar açmıştır. Ürettiği zırhlı araç , modern silah ve askeri haberleşme araçları ile birçok ülke tarafından da tercih edilen savunma sanayisine sahip bir ülke durumuna gelmiştir. Kurulan ve geliştirilen bu sanayi ile aynı zamanda döviz tasarrufu ve binlerce insanımıza iş olanakları sağlanmıştır. ASELSAN , IŞBIR,ASPIRSAN,HAVELSAN savunma sanayisinin önemli kurumlarıdır.
KÖRFEZ SAVAŞLARI
1.KÖRFEZ SAVAŞI (1990-1991)
Irak ile ABDnin öncülüğünde , Ingiltere , Fransa, Suudi Arabistan, Suriye ve Mısırın içinde yer aldığı 28 devletten oluşan çok uluslu güç arasında yapılan savaştır.
1.Körfez savaşının nedenleri
1980-1988 iran- ırak savaşında büyük ekonomik zararlara uğrayan ırakın ;
Kuveyt başta olmak üzere 1981-1990 yılları arasında petrol fiyatlarını sürekli düşürerek ıraka zarar vermeleri
Irakın Kuveyt topraklarında tarihi hakkı olduğunu iddia etmesi
Iran-ırak savaşı sürecinde ıraka kuvyet tarafından verilen borçların silinmesini istemesi.
2 ağustos 1990da ıran Kuveyt i işgal etmesi körfez krizinin nedeni oldu . gelişmeler üzerine toplanan birleşmiş milletler güvenlik konseyi ırakın Kuveyt ten koşulsuz çekilmesini kararlaştırdı. ABD ve onu destekleyen 33 ülke askeri kuvvet göndererek veya maddi katkıda bulunarak uuslararası güç oluşturdular. Irakı destekleyen Filistin Ürdün ve yemen in dışındaki Arap ülkeleri de müttefikler arasında yer aldı. Suriye ve mısırın öncülüğünde ıraka karşı çok uluslu Arap ordusu oluşturuldu.
Birleşmiş milletler ırakı kuveytten çekilmeye zorlamak için önce ekonomik yaptırım ve silah ambargosu kararlarını aldı.
Irak devlet başkanı Saddam Hüseyinin ıraktan çekilmeye yanaşmaması 17 ocak 1991 ABDnin öncülüğündeki çok uluslu gücün ıraka saldırmasına ve körfez savaşının başlamasına neden oldu .
Çöl fırtınası adı verilen harekat ırakın bozgunu ile sonuçlandı . ırak , Kuveytten çekilme ve ağır savaş tazminatı ödeme başta olmak üzere koalisyon güçlerinin tüm koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.
Irakın yenilgisinin nedenleri
ABD ve müttefiklerin askeri güçlerinin hem teknoloji hem de savaş eğitimi açısından ıraktan çok üstün olması
Iran ile 8 yıl savaşan ırak ordusunun yorgun olması ve özellikle müttefiklerin hava saldırıları karşısında tutunamaması
Irak ordusunun gücünün daha çok yapay güven duygusuna dayanması
1.körfez savaşının sonuçları
ABDnin orta doğudaki etkinliği daha da arttı
Arap dünyasının tarihsel ütopyası olan Arap birliğinin kurulması politikası iflas etti
Bölge ülkeleri arasındaki güç dengesi Iran lehine değişti
2. Körfez savaşı
ABD nin 20 mart 2003 te kitle imha silahı üretmekle suçladığı ıraka saldırmasıyla başlayan savaştır. Birleşmiş milletler teşkilatından askeri destek kararı çıkartamayan ABD, başta Ingiltere olmak üzere batılı devletlerin bir bölümünün katılımı ile oluşturduğu koalisyon gücüyle savaştan sorumlu tuttuğu Saddam Hüseyin yönetimine son verdi. ABD ve diğer koalisyon güçlerinin halen varlıklarını sürdürdükleri ırakta işgal güçlerinin silahları gölgesinde 30 ocak 2005te seçim yapılmasına rağmen ırak halen siyasal istikrarı yakalayamamış. Her gün onlarca insanın öldüğü bölgeye dönüşmüştür.
TBMM 1 mart tezkeresini reddederek ABDnin yanında 2. körfez savaşına girilmesini ve ABDnin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Türkiye üzerinden ıraka cephe açmalarını engellemiştir.
Körfez savaşlarının Türkiye ye etkileri
Türkiye nin ıraka uygulanan ambargoya katılması onlarca milyar dolar ihracat kaybı yaşamasına
Savaşa çok yakın bir bölgede olmamız nedeniyle ülkemize gelmek için yer ayırtan yüz bini aşkın turistin ülkemize gelmekten vazgeçmesine
Savaştan kaçan yüz binlerce ıraklının ülkemize sığınmasına buna bağlı olarak yeni ekonomik ve sosyal sorunların gündeme gelmesine
Irakta merkezi otoritenin dağılması ve kuzey ırakta oluşan otorite boşluğunun Türkiye için bölgenin risk bölgesine dönüşmesine yol açtı.
TÜRKIYEYE YÖNELIK IÇ VE DIŞ TEHDITLER
Türkiye jeopolitik konumu nedeniyle balkanlarda, orta doğuda Kafkaslarda etkinliği sağlamak veya etkinliğini arttırmak isteyen pek çok devletin zayıflatmak ,bölmek, siyasi istikrarsızlık yaratmak istedikleri bir ülkedir.
Ülkemize yönelik iç tehditlerin başında anarşi ve terör gelmektedir. Gerek anarşi gerekse terör sadece yaşandığı ülke için tehdit oluşturmamaktadır. Yaşanılan terör eylemleri,terör örgütlerini himaye eden ülkelerde de can ve mal kaybına yol açan toplumsal barışı tehdit eden eylemler gerçekleştirmişlerdir. Buı nedenle terör eylemlerini önlemek için tüm ülkeler kendi vatandaşlarını bilinçlendirmek ve uluslar arası düzeyde iş birliği yapmak zorundadırlar.
Ermeni sorunu
Ülkemizi tehdit eden sorunlardan biri de kökü Osmanlı devletinin son yüzyılına kadar uzanan ermeni sorunudur. Millet-i Sadıka olarak adlandırılan 19 . yüzyıla kadar herhangi bir sorun çıkartmadan devletin tüm olanaklarından da yararlanarak yaşayan Ermeniler Ingiltere, Rusya ve Fransa gibi batılı devletlerin kışkırtmaları , Hınçak ve Taşnak adlı ermeni örgütlerinin çalışmalarına baplı olarak bağımsız devlet kurmak için ayaklanmaya başladılar. 2. meşrutiyet döneminde padişah 2. Abdülhamit e suikast düzenlediler.
Birinci dünya savaşında ermeni sorunu
Birinci dünya savaşında doğu cephesinde Ruslarla işbirliği yapan doğu illerimizin işgalini kolaylaştıran ve pek çok insanımızı öldüren Ermeniler 1915 mayısında çıkarılan tehcir yasası ile Suriye ye göç ettirildiler.
Bu göç sırasında bazı çetelerin saldırıları ve doğa koşullarının olumsuzluğu , hastalık , yaşlılık gibi nedenlerle Ermenilerin bir bölümünün yaşamını kaybetmesi günümüzde bazı devletlerin (kendi çıkarları için ) ve Ermenistan ın sözde soykırım iddialarına dayanarak yapılmak istenmektedir.
Kurtuluş savaşında ermeni sorunu
Çarlık Rusya nın 1917 bolşevik ihtilali sonucunda yıkılmasından yararlanan Ermeniler Ingiltere nin de desteği ile sınırımızda bir Ermenistan devleti kurdular. Kars ve çevresini de işgal ettiler. TBMM hükümeti Ermenistan üzerine doğu taarruzunun gerçekleşmesini kararlaştırdı. 15. kolordu komutanı kazım Karabekir i de taarruz için yetkilendirdi . Ermeniler bozguna uğratıldı . barış istemeleri üzerine TBMM ile arasında 2 aralık 1920de Gümrü anlaşması imzalandı . anlaşma ile Ermeniler topraklarımızda hak iddia etmekten resmen vazgeçmek zorunda kaldılar. Bu gelişme 1878 Berlin anlaşması ile gündeme gelen ermeni sorununun resmen çözüldüğü anlamına geliyordu.
Ancak ABD , Fransa , Yunanistan ve Lübnan da yaşayan ve o ülkelerin ekonomilerinde etkin bir role sahip olan Ermenilerin 1965 yılını sözde ermeni soykırımının 50. yıldönümü olarak kutlamalarıyla sorun tekrar gündeme geldi . bazı ülkelerin parlamentolarında Türkiye nin aleyhine kararlar aldırtmayı başaran bir terör örgütüyle (asala) özellikle elçilerimizi ve konsoloslarımızı öldüren Ermenilerin amacı ülkemizi bölmek ve tazminat alabilmektir.
Terörle mücadele bireylerin ve kurumların görev ve sorumlulukları
Bağımsızlığımızı toprak bütünlüğümüzü bozmaya , cumhuriyetimizi ve demokrasimizi yıkmaya yönelik eylemlere karşı duyarlı olunmalı
Basın yayın organlarında halkımızı terör ve zararları konusunda eğitici , uyarıcı yayınlar yapılmalı
Okullarda verilen eğitim çağdaş nitelikli olduğu kadar öğrencilere ulusal değerlerin önemini kavratacak nitelikte olmalı
Terör eylemlerine , hukuk kuralları çerçevesinde toplumsal tepki gösterilmeli
Terörün amacının korku yayıp toplumu teslim almak olduğunu bilerek bu tür eylemlere karşı milli birlik ve beraberliğimiz daha da pekiştirilmeli
Devlete ve onun kurumlarına düşen görev, terörün bir sonuç olduğu gerçeğinden hareketle teröre zemin hazırlayan koşulları ortadan kaldırmaktır.
Misyonerlik faaliyetleri
Misyonerlik batılı ülkelerin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yürüttükleri Hristiyanlaştırma politikasıdır. Misyonerlik faaliyetlerinin tarihi Hristiyanlık dininin tarihi kadar eskidir. Son yıllarda dünyanın pek çok bölgesinde yaygınlaştırılan ve yoğunlaştırılan misyonerlik faaliyetlerinin hedef ülkelerinden biride ülkemizdir.
Misyonerlik faaliyetleri hristiyanlığın propagandası maskesi ile ülkelerin sömürgeleştirmesini amaçlayan bir politikadır.
Kenya nın ilk başbakanı KAMOU KENYATTA misyonerler geldiklerinde Incil onların , topraklarımız bizimdi. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmesini öğrettiler . neden sonra gözlerimizi açtığımızda Incil bizim , topraklarımız onların olmuştu .sözü misyonerlik faaliyetlerinin gerçek amacını en iyi şekilde ifade etmekte.
Bu tehlikeye karşı gençlerin başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini eğitmek , uyarmak gerekmektedir.
SOĞUK SAVAŞ SONRASI YUMUŞAMA DÖNEMI
Sovyetler birliği devlet başkanı Stalin in ölümünden sonra bu göreve getirilen kruçev le birlikte doğu ve batı blokları arasındaki ilişkiler yumuşama sürecine girdi. Barış içerisinde bir arada yaşama ilkesi ile ifade edilen bu yeni süreçte bloklar arasında bazı konularda işbirliğine kadar uzanan gelişmeler yaşandı.
SOVYETLER BIRLIĞI DAĞILIYOR (1991)
Gorbaçov un öncülüğünde başlayan ekonomik ve siyasal reformlar , batıyla yakınlaşma ve ABD nin öncülüğünde yıllarca sürdürülen çabaların sonucunda Sovyetlere bağlı Çekoslovakya , Macaristan , Polonya, Romanya ve Yugoslavya da yönetim biçimleri değişti . Sovyetler birliği dağıldı . doğu ve batı bloğu arasındaki bölünmüşlüğün simgesi sayılan Berlin duvarı yıkıldı . doğu ve batı Almanya birleşti.
Sovyetler birliğinin dağılması ve yıkılmasından sonra 21 aralık 1991de Azerbaycan , Ermenistan ,Belarus,Kazakistan,Kırgızistan,Moldova, Rusya, Tacikistan , Türkmenistan , Özbekistan ve Ukrayna bağımsız devletler topluluğu adıyla birlik oluşturdular.
Ismet Inönü : SÜPER GÜÇLERIN OLUŞMASI DÜNYANIN DIĞER DEVLETLERI AÇISINDAN BÜYÜK BIR TEHDITTIR. ANCAK BUNUN BIRE INMESI ISE DIĞER MILLETLER IÇIN BÜYÜK BIR FELAKETTIR.
Sovyetler birliğinin dağılmasının sonuçları
Soğuk savaş dönemi sona erdi
Bloklaşmanın sona erdiği , uluslar arası gerginliğin yerini dostluk ve işbirliğinin alacağı , savaşların yaşanmayacağı açlık ve sefaletin yerini refaha bırakacağı iddia edilen yeni dünya süreci düzeni başladı.
ABD karşısındaki caydırıcı gücün ortadan kalkmasından da yararlanarak dünyanın egemen gücü haline geldi
Doğu bloğunun askeri iş birliği örgütü olan Varşova paktı dağıldı
Sovyetler birliğinin dağılmasının Türkiye ye etkileri
Türkiye ye yönelik önemli bir tehdit azalmış oldu
Sovyetler birliğinin dağılması ile bağımsızlıklarını ilan eden türk cumhuriyetleri ile ilişkiler kuruldu . kültürel ve ekonomik alanda iş birliği gerçekleştirildi. Bu da Türkiye nin uluslar arası önemini daha da arttırdı
ENERJI KORIDORU TÜRKIYE
Sanayi devrimine bağlı olarak üretimde ve ulaşımda buhar , petrol ve elektrik gibi yeni enerji kaynaklarının devreye girmesi , bu enerji kaynaklarına ulaşmayı ve bu bölgelere sahip olmayı , devletlerin temel politikası haline getirdi .
Günümüzde , artan hükümete de bağlı olarak enerji kaynaklarının hızla tükenmesi enerji kaynaklarına özellikle de petrole sahip olma rekabetini ve yeni enerji kaynakları bulma arayışını hızlandırdı. Bu durum Kafkasya ve çevresinde yoğun olan doğal gazın önemini de arttırdı.
Ülkemiz ürettiği enerjisi kendine yeten bir ülke değildir. Petrol , doğal gaz ve elektriği dışarıdan satın almaktayız . buna karşın dünya enerji kaynaklarının % 70 ini barındıran orta doğu , Kafkasya ve Avrupa ülkelerinin komşusu konumunda olmamız uluslar arası önemimizi arttırmıştır.
Türkiye jeopolitik konumu nedeniyle petrol ve doğal gazın dünya pazarlarına ulaştırılmasında koridor işlevini üstlenebilecek konumdadır ve buna yönelik olarak gerçekleştirilen projelerde yer almıştır.
17. YÜZYILIN IPEK YOLU
Hazar ve çevresindeki petrol ve doğal gazın Avrupa ya ve dünyanın diğer ülkelerine taşınmasına ilişkin üretilen projeler içinde en akılcı olanları Türkiye liman ve topraklarının kullanımını da içeren projelerdir. Çünkü Türkiye her açıdan bölgenin en güçlü , en güven veren ülkesi konumundadır. Bu projeler kapsadığı güzergah açısından 21. yüzyılın ipek yolu olarak adlandırılmayı da hak eden projelerdir.
Bakü-Tiflis-ceylan boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz hattı projeleri
Batı Tiflis ceylan boru hattı , Azerbaycan petrolünü Akdeniz e ulaştıran projedir. 2005te tamamlanmış Azerbaycan petrolü Ceyhan a ulaşmıştır . daha sonra eklenen yeni boru hattı ile Kazakistan petrollerinin de aynı hat üzerinden taşınması sağlanmıştı.
Bakü Tiflis Erzurum doğal gaz hattı , Azerbaycan doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa ya ulaştırılması amacıyla gerçekleştirilen projedir. Boru hattının tamamlanması ile 2006 yılından itibaren Bakü den Erzurum a DOĞAL GAZ ULAŞTIRILMAKTADIR. BU PROJENIN TAMAMLAYICI projesi olarak düşünülen Nabucco projesi ile bu doğal gazın Avrupa ya ulaştırılması hedeflenmektedir.
ÜLKEMIZIN ÖNEMLI DOĞAL KAYNAKLARI VE BUNLARIN KULLANIMI
Doğal kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasına ilişkin projelere kısaca değinelim.
Su projesi
Elektrik enerjisinin üretiminde de kullanılan su açısından , bilinenin aksine sınırlı olanaklara sahip bir ülkeyiz. Yağışların azalması, küresel ısınma, verimli kullanmama gibi nedenlerle akarsu ve nehirlerimiz hızla kurumakta , barajlarımız işlevini kaybetmektedir.
Devlet su işleri yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını sağlamaya ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır.
Petrol
Çevresindeki ülkelerde zengin petrol yataklarına sahip olan ülkemizde de petrol arama ve çıkartma çalışmaları yapılmaktadır. Türkiye petrolleri anonim ortaklığı denetimi ve öncülüğündeki bu çalışmaların sonucunda zengin petrol yataklarının bulunması umut edilmektedir.
Bor
Kimya sanayisinin temel ham maddesi konumunda da olan bor madeni açısından zengin bir ülkeyiz. Dünya bor rezervlerinin yarıdan fazlası Türkiye dedir.
Çok farklı sektörlerde de kullanılan bor madeninin, bu madene ilişkin sanayimizin yeterli düzeyde olmaması nedeniyle ülke ekonomisine istenilen düzeyde katkı yaptığı söylenemez .
Toryum
Nükleer santrallerde yararlanılması düşünülen bir madendir. Türkiye atom enerjisi kurumu bu madenden yararlanmaya yönelik projelere katılmıştır.
Krom
Krom rezervleri açısından zengin ülke konumundayız . yüksek kalitede çelik elde etmek amacıyla kullanılan bir madendir. Inşaat sektöründe , silah sanayisinde , gemi ve uçak yapımında kullanılmaktadır. Ihraç ettiğimiz madenlerin başında gelmektedir.
Kromu işleyerek satmanın daha çok gelir sağladığı görülerek ülkemizin çeşitli yerlerinde fabrikalar yapılması kararlaştırılmıştır.
TÜRKIYE AVRUPA BIRLIĞI ILIŞKILERI
Temelleri 1951de Belçika, federal Almanya , Fransa , Italya Lüksemburg ve Hollanda tarafından Paris te imzalanan antlaşmaya kadar uzanan Avrupa birliği 25 mart 1957de imzalanan roma antlaşması ile resmen kuruldu.birliği oluşturan ülkeler ilk aşamada ekonomik , ikinci aşamada da siyasi bütünlemeyi hedeflediler. Bu hedeflere uygun olarak da ismi süreç içerisinde sırasıyla Avrupa ekonomik topluluğu, Avrupa topluluğu ve 1 kasım 1993 ten itibaren de Avrupa birliği olarak değişti. Birliğin temel amacı hem siyasal hem de ekonomik açıdan birleşik bir Avrupa oluşturmaktı.
Avrupa ile ilişkileri 4. yüzyıla kadar uzanan Türklerin özellikle Osmanlıların Rumeli ye geçtikleri ve kalıcı bir güç haline geldikleri 14. ve 15. yüzyılda batı ile ilişkileri daha da yoğunlaştı . 17. yüzyıldan itibaren Avrupa karşısında siyasi ve askeri üstünlüğü kaybeden , ekonomisi de daha hızla bozulan Osmanlı devleti 18 yüzyılda lale devri ile
Avrupa nın üstünlüğünü kabullenmiş ve devleti yeniden güçlendirmek amacıyla yaptığı ıslahatlarda batıyı örnek almıştır.
Birinci dünya savaşı onu izleyen kurtuluş savaşı , batılı pek çok devletle ilişkilerin bozulmasına neden oldu. Lozan antlaşması ile ilişkiler normalleşme sürecine girdi . özellikle 2. dünya savaşı ndan sonra dış politikada batılı devletlerle birlikte hareket eden Türkiye 1952 de NATO ya üye oldu. Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak da Avrupalı devletlerin oluşturdukları birliklere katılmayı da dış politikasının temel hedeflerinden biri haline getirdi. 12 eylül 1980 darbesi Avrupa birliğine katılma sürecinin kısa bir süre kesintiye uğramasına neden olduysa da Turgut özal in başbakanlık dönemiyle birlikte ilişkiler yeniden başladı . özellikle 2000 li yıllar Avrupa birliğine girmenin milli hedefe dönüştürüldüğü Avrupa ile ilişkilerin ivme kazandığı , birliğe tam üye olabilmek için çabaların yoğunlaştırıldığı yıllar oldu .
Türkiye nin Avrupa birliğine katılma sürecinde yaşanan başlıca gelişmeler
Türkiye ile Avrupa birliği arasında , Türkiye nin gümrük birliğine üyeliğini sağlayacak olan bir adı da Ankara anlaşması olan ortaklık anlaşması imzalandı .
16 eylül 1986 da 12 eylül darbesi ile AET tarafından dondurulan Türkiye-AET ilişkileri yeniden başladı.
14 nisan 1987 de Türkiye AET ye tam üyelik için başvurdu.
11-12 aralık 1999 da Helsinki de gerçekleştirilen Avrupa birliği konseyi toplantısında Türkiye ye Avrupa birliğine adaylık statüsü tanındı
28 haziran 2002 de Türkiye nin birliğe üye olabilmesi , uyması gereken genel ilkeleri içeren çerçeve antlaşması ve hükümleri resmi gazetede yayımlanarak yürürlülüğe girdi
16 17 aralık 2004 te Avrupa birliği konseyi toplantısında 3 ekim 2005 tarihinde Türkiye ile Avrupa birliği arasında birliğe üye olma sürecinin bir parçası olan müzakerelerin başlaması kararlaştırıldı.
03 ekim 2005 te Türkiye nin AB ye katılım müzakereleri başladı ve devam etmekte.
Avrupa birliğine üyelik yolunda Türkiye
12 eylül 1963 AET ile gümrük birliği anlaşması imzalandı
13 ocak 1972 Türkiye AET GÖRÜŞMELERI BAŞLADI
22 OCAK 1982 AVRUPA TOPLULUĞU TÜRKIYE ILE ILIŞKILERINI DONDURMA KARARI ALDI
16 EYLÜL 1986 AVRUPA TOPLULUĞU TÜRKIYE ILIŞKILERI YENIDEN BAŞLADI
14 NISAN 1987 TÜRKIYE AET YE TAM ÜYELIK IÇIN BAŞVURDU
1 OCAK 1996 GÜMRÜ BIRLIĞI ANLAŞMASI YÜRÜRLÜLÜĞE GIRDI
11-12 ARALIK 1999 TÜRKIYE YE AVRUPA BIRLIĞI ADAYLIK STATÜSÜ TANINDI
28 HAZIRAN 2002 AVRUPA BIRLIĞI ILE IMZALANAN ÇERÇEVE ANTLAŞMASI YÜRÜRLÜLÜĞE GIRDI
16-17 ARALIK 2004 AVRUPA BIRLIĞI ILE MÜZAKERELERIN 3 EKIM 2005 TE BAŞLAMASI KARARLAŞTIRILDI
3 EKIM 2005 AVRUPA BIRLIĞINE KATILIM MÜZAKERELERI BAŞLADI
Notların Oluşturulmasında Değerli Katkılarından dolayı DENIZ DEMIREL'e teşekkür ederim
{fcomment}
Ayrıca Bakınız
Atatürk Resimleri (105)
Sevr (10 Ağustos 1920) ve Lozan (24 Temmuz 1923) Antlaşmalarının Karşılaştırılması ve Sınırlar
Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet
Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorular
Osmanlı imparatorluğu Haritaları
Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları
Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Performans Ödevi
Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük
- Mondors Mütarekesi ve Cemiyetler
- 1. Dünya Savaşı ve Osmanlının Savaştığı Cepheler
- Trablusgarp ve Balkan Savaşları Ders Notları
- Osmanlı Devletinde Demokratikleşme Adımları
- Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Kpss Ders Notları
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Pazar, 04 Aralık 2011 22:53 tarihinde güncellendi Yazar aygunhoca Cumartesi, 09 Ekim 2010 17:24



Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için